Ütopik Dünya

Kavuşmanın Hikayesi: Hindistan Yarımadası ve Himalaya Dağları

Everest

Kıta kayması teorisi ve bilimsel açıklaması

Alfred Wegener dünya haritasının karşısına geçtiğinde tüm dünya kıtalarının bir yap boz parçası gibi birbirine uyumlu olduğunu fark etti. Bu bağlamda yazdığı Kıtaların Kayma teorisinde tüm kıtaların eskiden Pangea adı altında bütün olduğunu ve zamanla tektonizma sebebiyle parçalandığına dair bir teori ortaya attı. Wegener teorisinde bu parçalanmanın devam ederek günümüzdeki 7 kıtanın meydana geldiğini açıklamıştır.

Kıtaların kayması

 

Zamanla Alfred Wegener’in teorisi geliştirildi ve bugün Levha tektoniği teorisi sayesinde dünyadaki katmanların ve bu katmanların hareketliliği hakkında daha anlamlı açıklamalara kavuştuk. Bu teoriye göre magmanın konveksiyonel hareketleri sayesinde yer kabuğu alttan aldığı darbelerle yükselir alçalır. Kabuğun üzerinde bu konveksiyonel hareketlerin etkisiyle dağlar, okyanus çukurlukları meydana gelir. (Mariana çukuru, Everest dağı, And dağları…)

Magmanın konveksiyonel hareketleri

Bu ön bilgileri verdikten sonra dünyanın en yüksek dağı olan Everest dağını(8850m) içinde barındıran Himalaya kıvrımlı dağ silsilesinin nasıl oluştuğundan bahsedelim. Himalaya dağları formasyonunun oluşması kıtların kayması ile alakalıdır. Lav denizi (manto) üzerinde yüzen kıta parçacıkları(levhalar) milyonlarca yıldır hareket halindedir. Himalaya yarımadası da milyonlarca yıl önce hareket ederek Asya kıtasına güneyden çarpmıştır. Bu çarpışma konverjans sahasında(yakınlaşma sahası) kıvrılmaya yol açmıştır. Konverjans sahasında meydana gelen kıvrılmalar çarpışmanın devam etmesiyle yükselmiş ve bugünkü görkemli Himalaya dağları ve onun içerisindeki Everest dağı oluşmuştur.

 

Peki 8850 m yükseltiye sahip olan Everest dağının yükselmesi uzaya ulaşana kadar devam edecek mi?

Volkan BARTIK

Exit mobile version