SAHTE

Ağırlığı altında kalıyorduk bazen, hissediyorum. Yaşamanın, anlamanın, kimi zaman sözlerin, sevmenin bazen de nefretin. Ne çok şey vardı dokunduğumuz. Bazen bir anının bazen de yokluğun hissettirdiği… Sonradan anlamıştım. Bu kadar karmaşıkçasına bakmaktı belki yanılgım. Basitti işte gerçek. Öyle yalın! Söylüyordu zaten Einstein: “Gerçeklik pek kalıcı da olsa bir yanılsamadır.”.

Yaşamımızın karmaşıklığını, bir Hollywood filminde başrol canlandırırmışçasına işin içinden çıkılamaz hale geldiğimizi düşünmek, sanırım çoğumuzun teranesi. Sürekli gergin vaziyette oluşumuz, sanki hep değişmesi gereken paradigmalarla baş etmeye çalıştığımızdan değil midir sizce de? Hangi kararı verirsek verelim o vazgeçtiğimizin daha doğru olma ihtimali meşgul edip durur beynimizi. Fakat burada kaçırdığımız ama bilmemiz gereken nokta şudur ki, aslında yaşamımızda sonsuz değişken olduğudur. Zihnimiz bu kadar değişkenin her birini düşünmeye tabii ki erişemeyecektir. Fakat sadece bir kısmının bile, zihnimizi müthiş bir yorgunluğa itmesi işten bile değildir.  Hele ki yaşadığımız çağ dijital çağ olup, internet ile birlikte bize sunduğu gerekli gereksiz her türlü bilginin zihnimizin bu denli yorgun düşmesindeki payı da azımsanamayacak ölçüdedir.

Bu kadar bilgili olma(!) vaziyetimiz de bizlerin yersiz ukalalaşmalarına sebep olmaktadır. Bir yandan ukalalaşırken öte yandan da bu denli bilgiyle zaten boğuşan bizlere, karşı taraftan bir başka bilgi, fikir sunulduğunda yorgun düşmüş zihnimizi iyice yormamak adına tahammülsüzleştiğimiz de bugünün bir başka gerçeği olsa gerek.  Hele bu bilgi bir de şimdiye kadar hiç duymadığımız, varlığından haberdar olmadığımız bir bilgi ise onu saçmalığıyla suçlama, alay etme, yok sayma gibi davranışlar gün yüzüne çıkıveriyor. Çünkü koşullar ne olursa olsun her zaman en doğrusunu, en iyisini biz kendimiz biliriz.

Bizim düşüncelerimizin tutarsız olması durumu, diğer insanlara nazaran hep daha azdır. Aklımızın bizi en kolay kandırdığı durumdur belki de bu durum. Bu kabullerin bizlerin yaşamını daha katlanılabilir hale getirdiğini hangimiz reddedebiliriz? Evet, bu durum gerçekten de yaşamımıza güç veren belki de en kuvvetli, iç dünyamızı kandırma mekanizmasıdır. Bizim yanılma payımız, başımıza ya da sevdiğimiz birinin başına kötü bir durumun gelme ihtimali diğer insanlara göre bize hep daha uzaktır. Geç kalmalarımızın en büyük sebebidir çoğu zaman bu yanılgılarımız. Oysa etrafımıza bakıp derince nefes alabildiğimiz bir yerde öylece durup kalsak, işte tam da o nefesten sonra adım atmaya hazırlansak belki de sonsuz gerçekliğin içinde daha huzurlu olan bir gerçeklikte yer edinebileceğiz kendimize. Yaşamak sancısı varlığımızı ele geçirmişken bir yerlerde saklandığına inandığın daha masum gerçekliklerin hayali ile nefesini al şimdi. Çünkü yine yaşam göstermişti bana. O saklı kalan, gizlenmiş ne varsa, oradaydı işte kıymetli olan.

Yazar Hakkında
Toplam 8 yazı
Göksu Samar
Göksu Samar
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara