Batının Günah Çıkarması İçin Yapılmış Dizi: Genç Papa (The Young Pope)

Batı dünyası bugünlerde, gerçekliğin kodlarını sinema ve dizi sektörü ile yeniden yazmakla meşgul. Bir çok klişeden dili kurtarıp angaryaya mahal vermeden ne demek istediğimi anlatacağım.

Yeni dönemin paradigması psikoloji, sosyoloji, iktisat, reklam gibi alanların yardımıyla gerçeği bozmak için sinemanın kurgusundan faydalanmak. Gerçeğin içini dışına çıkarıp yeni bir sahteliği gerçek diye sunmak ise bu paradigmanın sonraki aşaması.

Batı dünyası tarihsel anlamdaki günahlarının kefaretini ödeyememenin altında ezildiğinin farkında. Çünkü yapılan batı eylemleri geçmişten bugüne ve geleceğe doğru son sürat dünyayı çiğnemekle meşgul. Bu dünya toplumların genelinde büyük travmalara sebep olmakta. Bugün Batı dünyasının içerisinde gerçeği görmeyi reddetmeyen elit kesimden insanlar bile distopik eserler ile seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Ancak çok kısık kalıyor.

Bu metnin esas yazılış amacı ise bir takım batı kaynaklı dezenformasyonları ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda son zamanların meşhur dizisi Genç Papa (The Young Pope) hakkında çıkarımlarla devam edelim.

the young pope ile ilgili görsel sonucu

Genç Papa dizisi baştan aşağıya bir PR(public relations) ve Marketing (pazarlama) çalışması. Dizinin baş rolünde yakışıklı ve karizmatik aktör Jude Law genç Papa’yı canlandırıyor. Karakter dizi içerisinde bilinmez bir çaylaktan azize dönüştürülüyor. Jude Law fiziksel olarak dizi içerisinde kendisini İsa peygamber ile kıyaslıyor ve İsa’dan bile daha yakışıklı olduğunu dile getiriyor. Fiziksel olarak genç Papamız bir anda İsa’yı geçiyor. Dizi devam ederken Papa figürüne kattıkları inanılmaz. Tahmin edilemez davranışları, dünya malından vazgeçtiğine dair tavırları, insanlığa sevgiye dair olan inançları ile Papa figürü azizlikte de İsa’yı geçiyor. Öyle ki dizide Papa’nın geriden gelip İsa’yı geçtiği de hissettiriliyor.

Vatikan içerisindeki entrikalarla başlıyormuş gibi gözüken kısa bir sürenin ardından tüm dizi karakterleri yüce Papa’nın kutsallığı, yakışıklılığı altında eziliyor. Hiç kimsenin şantaj yapmaya cesaret bile edemeyeceği kutsallıktaki Papa kısır bir kadının doğum yapmasından tutunda, bir benzin istasyonunda tırların önünde dua ederek Afrika’daki kötü bir rahibenin Tanrı tarafından cezalandırılmasını sağlıyor.

Gerçeğin bu kadar ironik bir şekilde bozulması tarihi ve günümüze dair düşünen insanları aptal yerine koymak değil de nedir? Lütfedip Afrika’ya ilk seyahatini düzenleyen Papa hizmet köyü kuran bir misyoner rahibeyi takım taklavat ziyarete gidiyor. Yol üzerinde iç savaşta vurulan Afrikalı fakir insanları görüyor ve elem içerisine giren Papa bir günah çıkarma sırasında İngilizce bilmeyen Afrikalı bir rahipten bir not alıyor. Bu notta rahibenin susuzluk ile kavrulan köyün tüm suyunun rahibe tarafından el konulduğu belirtiliyor. Dramatik sahneleri görmeniz için izlemelisiniz. Hollandalı bir şirketin yaptığı naylona yapışan nem suya dönüşürken gecenin bir vakti gelip bu naylonu emen Afrikalı cılız, susuz, aç çocuklar yine Afrikalı bekçiler tarafından cop ile dövülüyor.

Peki bizim papamız ne yapıyor, dersiniz? Eş cinsel ilişki içerisinde rahibeleri kullanan, suyu kendi tekeline alan bu rahibeye hiçbir şey yapmıyor ve Napoli’de benzinlikte tırların önünde ellerini açarak Tanrı’ya dua ediyor. Sonuç tam dua sırasında soğuk su içen rahibe ölüyor. Dramatik müziklerle an be an ilerleyen kutsallık seviyesi genç Papa kutsal ruh ile bütünleşmeye başladığı iması veriliyor.

İlgili resim

Neresinden tutsan elinde kalır. Sanırım bu cümle tam olarak böyle bir durum için söylenmiş. Papalık makamı modern dünyanın verdiği nimetlerle kendi günahını çıkarmakla kalmayıp aynı zamanda sanki tüm bu dünya düzenini Batı medeniyeti oluşturmamış gibi kötülüğün karşısında olduğu mesajını veriyor. O kadar korkakça bir mesaj ki hiç bir rasyonal tabanda sorumluluğu almadan veriliyor. Papa sorumluluğu almaktan kaçıp sorumluluğu Tanrı’ya yüklerken ileriki sahnelerde bu tavrı sarsılmaz bir inanç olarak tanımlanıyor. Peki gerçek nasıldır?

tordesillas antlaşması ile ilgili görsel sonucu
Tordesillas Antlaşmasının Sınırları

Tordesillas antlaşması ile Papa Dünyayı ikiye bölüyor. Bir tarafını sömürmeleri için İspanyollara diğer tarafını ise Portekizlilere veriyor. Sonuç olarak İspanyol ve Portekiz valileri gittikleri yerde milyonlarca yerliyi soykırıma uğratıyor. Yerlilerin doğal kaynaklarını çalıp kendi ülkelerine getirip yığıyorlar. Yetmiyor yerlileri köle edip ticaretini yapıyorlar.

İlgili resim
Köle Ticaretine dair bir afiş( 39 erkek, 15 çocuk, 24 kadın ve 16 kız taze geldi!)

Merkantalizm ekonomik paradigması bugünkü Sanayileşmiş Modern Avrupa’nın temasını oluşturuyor.

slave trade triangle ile ilgili görsel sonucu
Üçgen Ticaret Sistemi (1451-1870 yılları arasında uygulanan sistem/ Köle Ticareti)

Kolonileştirdikleri, emperyalize ettikleri bölgede yerel kültürleri, dilleri yok edip buraları ötekileşirmek Batı dünyasının kilisesinin gerçeğidir. Kilise Batılı burjuvazinin emperyal maşası olmuştur.

missionaries in africa and slave ile ilgili görsel sonucu
Misyonerler Afrika’da

Lafı eğmenin bükmenin anlamı yok. Amerika’da soyu tükenen Aztek, Maya, İnka, Kızılderililerin; Avustralya’da talan edilen Aborjinlerin, Yeni Zelanda’da katledilen Maorilerin ve en önemlisi belki de onurları yok edilip emperyalizme hala derinden konu olan Afrikalıların yaşadıkları iç savaşların, soykırımlarında sorumlusu Batı elitizmi, Batı Burjuvası ve Batı kilisesidir. Tarihsel gerçekliği sinema ve dizi sektörüyle eğip büküp yapılan bu pazarlama, PR çalışmaları ile sahte bir gerçeklik algısı yaratmak en hafif ifadeyle aşağılıkçadır.

Konuyu bir din eleştirisi haline getirmek değil niyetim. Eğer öyle yapsaydım konuyu Pavlus’a getirir ve Hristiyanlığı hangi temellerle ne gibi amaçlarla yeniden inşa ettiğini tartışmaya açardım. Ancak inanç bağlamında bunların hiç bir kıymeti olmazdı.

Burada yapılan Batının gerçeğin sorumluluğunu almaktan çocuk gibi kaçtığını haykırmaktır. İnternet ile birlikte iletişimin genişleyen boyutu düşünüldüğünde yeni neslin Hristiyan kilisesini karizmatik Jude Law’dan öğrenmesini engellemektir. Çünkü Jude Law’ın ortaya koyduğu aziz genç Papa’nın kilisesinin gerçek kiliseyle alakası yoktur. Gerçeği bir örnekle keskinleştirelim:

Avustralya Kardinali George Pell Hristiyan kilisesi için çok önemki bir hatipti. Kardinal Ateist düşüncenin savunucularından Richard Dawkins ile karşılıklı bir tartışma programı yapıp Kilisenin savunuculuğunu bile yapmıştı.

Programın kaydı

O programda sunduğu imajla iyiliği, sevgiyi temsiliyle Hristiyan kilisesinin yeni yüzü olmuştu. Peki gerçekte Kardinal Pell kimdi?

cardinal pell guilty ile ilgili görsel sonucu
Kardinal George Pell Solda

AVUSTRALYA KARDİNALİ GEORGE PELL GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE 2 ÇOCUĞA CİNSEL TACİZDE BULUNMAKTAN 6 YIL HAPSE MAHKUM EDİLDİ!

Avustralya Kardinali George Pell'e cinsel tacizden 6 yıl hapis cezası
Kardinal yaşlılığı sayesinde cezadan kaçmayı başaramadı!

Evet gerçek bu kadar sade. Evet bir o kadar da ağır! Kilise pedofili skandalları ile savrulurken dizide ne oluyor dersiniz? Genç Papa devrim başlatıp eşcinselliği, kürtajı yasaklıyor ve pedofili suçundan bir kardinali yargılayıp Alaska’ya sürüyor. Ancak bunu yaparken de pedofili kardinalin böyle olmasını başka bir sapıktan kaynaklandığını ve aslında pedofili kardinalin de mağdur olduğunu anlatan sahneleri kurguluyorlar.

Batı algının yeni gerçeklik olduğunun farkında. Bu paradigmayı kullanarak gerçekliği tahrip etmeye ve internet aracılığıyla sinema ve dizi kurgularıyla yeni gerçeklikler yaratmaya çalışıyor. Bir zamanlar Holywood, Soysuzlar Çetesi, Rambo tüm bu amaca hizmet eden diğer yapımlar.

Doğu ve Batı toplumlarında vicdanı ölmemiş olan insanlar kurguları değil gerçekliği sahiplenin! Çünkü gerçeklik ne kadar ağır olursa olsun ancak ondan tohumlar filizlenir!

Yazar Hakkında
Toplam 34 yazı
Volkan BARTIK
Volkan BARTIK
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara