<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eleştiri arşivleri - Ütopik Dünya</title>
	<atom:link href="https://utopikdunya.com/category/elestiri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://utopikdunya.com/category/elestiri</link>
	<description>Ütopyanın İzinde, Sınırları Aşan Düşünceler</description>
	<lastBuildDate>Thu, 24 Jul 2025 14:17:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>
	<item>
		<title>1984 DİSTOPYASININ DOĞRULANMASI: GULAG -2-</title>
		<link>https://utopikdunya.com/1984-distopyasinin-dogrulanmasi-gulag-2.html</link>
					<comments>https://utopikdunya.com/1984-distopyasinin-dogrulanmasi-gulag-2.html?noamp=mobile#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Volkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Dec 2021 18:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Politik Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Göz altı]]></category>
		<category><![CDATA[Gulag]]></category>
		<category><![CDATA[Narodnik]]></category>
		<category><![CDATA[Rus Halkı]]></category>
		<category><![CDATA[SSCB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://utopikdunya.com/?p=1581</guid>

					<description><![CDATA[<p>NEDEN BAĞIRMIYORUZ ? NEDEN İTİRAZ ETMİYORUZ ? SOLJENİTSİN romanındaki en enteresan sorular bu harflerle yükseliyor. Bu soruları yaşanmış gerçek anektodlardan biriyle anlatmaya devam eden yazarın sorularını anlamak için anektoda bakalım öncelikle: Gizli Servis&#8217;ten (NKVD veya İç işleri Halk komiserliği olarak bilinir.) iki Çekistin Serpukhov meydanında gündüz vakti yaşlı bir kadını göz altına almaya çalışırken yaşlı...</p>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/1984-distopyasinin-dogrulanmasi-gulag-2.html">1984 DİSTOPYASININ DOĞRULANMASI: GULAG -2-</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center"><strong><em>NEDEN BAĞIRMIYORUZ ?</em></strong> </p>



<p class="has-text-align-center"><em><strong>NEDEN İTİRAZ ETMİYORUZ ?</strong></em> </p>



<p>SOLJENİTSİN romanındaki en enteresan sorular bu harflerle yükseliyor. Bu soruları yaşanmış gerçek anektodlardan biriyle anlatmaya devam eden yazarın sorularını anlamak için anektoda bakalım öncelikle:</p>



<p>Gizli Servis&#8217;ten <em>(<strong>NKVD</strong> veya İç işleri Halk komiserliği olarak bilinir.) </em>iki Çekistin Serpukhov meydanında gündüz vakti yaşlı bir kadını göz altına almaya çalışırken yaşlı kadının çığlık atmasıyla gizli servis ajanlarının etrafına toplanan kalabalık yaşlı kadının göz altına alınmasını engellemişlerdir. Bunun üzerine ortamı terk eden gizli servis; kadını gece vakti yalnız başına yakalayıp Gulag esir çalışma kamplarına postalamışlar.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://f4.bcbits.com/img/a1624860213_10.jpg" alt="nkvd symbol ile ilgili görsel sonucu" width="573" height="573"/><figcaption>NKVD:Narodnıy komissariyat vnutrennnih del</figcaption></figure></div>



<p>Kitabın içerisinde bu anektottan sonra geçen şu cümle; Sovyet toplumundaki Stalin diktasının halkı zorbalık ve korkuyla nasıl sinsice itaate zorladığını göstermektedir:</p>



<p class="has-text-align-center"><strong><em>&#8221; They can&#8217;t work in public eye&#8221;</em></strong> </p>



<p class="has-text-align-center">&#8221;<strong><em>Halkın önünde çalışamazlar&#8221;</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://sovereignukraine.files.wordpress.com/2015/07/nkvd-assault-on-woman.jpg?w=590&amp;h=325" alt="nkvd arrests ile ilgili görsel sonucu"/></figure>



<p>Gizli Servis bu motto ile halkın kalabalıktan aldığı gücü engellemek için yargısız, sistematik düşünce zorbalığını gizlice devam ettirmiştir. Kimsenin kimseye yardım edemeyeceği vakitlerde ve mekanlarda göz altına alınmalar devam etmiş. Gece ansızın göz altına alınan kişi parmak uçlarında apartmanlarından indirilmiş ve sessiz ol itaatlerine uymuşlardır. Öyle ki ancak sabah uyandığınızda yan dairenizdeki komşunuzun bir daha göremeyeceğiniz sürgünü yaşadığını fark eder olmuşsunuz. <em>Peki neden tüm apartmanı kaldıracak çığlığı atamaz hale geldiler bu insanlar? Sırasıyla evlerinden, karakola, tren garlarına ve Gulag kamplarına gitme sürecinde neden çığlık atıp yardım istemedi halk? Neden kalabalığın gücünü kazanamadılar? Neden direnemediler?</em></p>



<p>Çünkü karşılarında Ekim Devrimi sırasında Çarlığı kalabalığın gücüyle deviren Bolşevikler vardı. Bolşevikler; Komünizm&#8217;in verdiği söylemler ile topluluğun kalabalığın gücünü çok iyi analiz etmiş ve kullanabilmiş bir sınıftı. Bu sebeple iktidara geldiklerinde toplum gücünü öne çıkarırken parti içi kendi iktidarını kuvvetlendiren üst sınıf Parti bireyleri, kişisel çıkarlarını toplum ve komün yalanları arkasında gizlediler. Bireysel belirsiz göz altı hamleleri ile de toplumsal dayanışmayı adım adım kırarak tüm topluma bir var oluş korkusu aşıladılar. Böylelikle kendi var olma mücadelesini kaybeden Rus halkı Çarlığa karşı birlik olduk ve kazandık söylemlerine mecburen inanmak zorunda kaldı. Oysa Çarlık devrilince yerine geçen üst makamlardaki Partililer yeni bir sınıf oluşturdu ve halkı her zamankinden çok daha sert ve acımasız bir şekilde sömürmeye ve ezmeye devam etti.</p>



<p>Rus halkı neye uğradığını tam anlayamadığı süreçte Gulag&#8217;ta esir oldu. Umut ile itiraz etmediği takdirde aklanacağına inanıyorlardı. Çünkü akıl işi değildi hapsedilmeleri. Hiç bir suç işlemeden esir edilen kamplarda çalışan bir halk kesimi; Stalin ve Stalin değerlerinin putlaştırılmaları sebebiyle yok edildiler. Fikir özgürlüğünün öldüğü Sovyet tiranlığında devlet ve parti kademeleri (Tek komünist parti=Devlet=Tüm halk) iyice yozlaşınca halk yargısız infazların altında iyice ezilmeye başladı. </p>



<p>Muhalefet yoksunluğundan dolayı İktidarı elinde bulunduran Komünistler hiç eleştirilememenin verdiği güçlü her geçen iplerini iyice kopardılar. Hata yaptıklarında, suç işlediklerinde, yasayı çiğnediklerinde parti kanunlarını da istedikleri gibi eğip büktüler. Yargının bağımsızlığı söz konusu değildi. Çünkü herkes partiliydi. Yasama bağımsızlığı ve yürütme bağımsızlığını da söz konusu olmadığı için kelimenin tam anlamıyla istedikleri gibi at koşturdular. (1984 distopyasında sürekli değiştirilen ve yakılan gazete ve yasa haberlerini hatırlayın!)</p>



<p>Susturmak istedikleri zaman, istedikleri kişiyi ötekileştirdiler. Ajanlıkla suçladılar. Kapitalist olmakla itham ettiler. Esir kamplarına yolladılar, öldürdüler. İşin en ironik tarafı ise halkı ezen bu Nomenklatura sınıfı gücünü halktan aldığını söyleyip kendini halk olarak tanımlamaktaydı.</p>



<p>Tüm bu datalardan sonra güç arzusunun insan benliğini nasıl ele geçirdiğine dair sorular yükseliyor zihnimde. Tüm olması gereken oluyormuş gibi sanki. Hayatımın her anında insanın güç zehirlenmesini tarafından nasıl çürüdüğünü görüyorum. Sosyal hayatımın aktığı dünya gerçekliği bile tüm bu yaşananların bir yansıması sanki. Gücü bir parça ele geçiren insan; sahip olduklarını kaybetmemek için en başta kendisini var eden tüm değerleri bir anda eğip bükmeye başlıyor. Eğip bükme sonunda ortaya çıkan insan bir anda arketipinin celladına dönüşüyor. </p>



<p class="has-text-align-center"><strong>YAŞAMAK, UĞRUNA ÖLEBİLECEĞİN DEĞERLERİN VARSA YAŞAMAKTI !</strong></p>



<p class="has-text-align-center"><strong> UNUTTUK&#8230;</strong></p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Celladıma Gülümserken - İsmet Özel &amp; Max Richter" width="1300" height="731" src="https://www.youtube.com/embed/3rzrbGcbBac?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><br></p>



<p><br></p>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/1984-distopyasinin-dogrulanmasi-gulag-2.html">1984 DİSTOPYASININ DOĞRULANMASI: GULAG -2-</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://utopikdunya.com/1984-distopyasinin-dogrulanmasi-gulag-2.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1984 DİSTOPYASININ DOĞRULANMASI: GULAG -1-</title>
		<link>https://utopikdunya.com/1984-distopyasinin-dogrulanmasi-gulag-1.html</link>
					<comments>https://utopikdunya.com/1984-distopyasinin-dogrulanmasi-gulag-1.html?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Volkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Nov 2021 20:26:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DİSTOPYA]]></category>
		<category><![CDATA[GEORGE ORWELL]]></category>
		<category><![CDATA[GULAG ARCHİPELAGO]]></category>
		<category><![CDATA[GULAG TAKIM ADALARI]]></category>
		<category><![CDATA[SOLZENİTSİN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://utopikdunya.com/?p=1498</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soljenitsin; bir diktatörlüğün sancılarını halkıyla beraber yaşayan ve bunu en derinden anlatma cesaretini gösterebilmiş bir aydın. Bu yargımın gerçekliğini Gulag Takım Adaları kapağında yazan şu cümle ile kanıtlayabililiriz: Tamamladığım bu kitabı sızlayan bir kalple yıllarca yayınlamadım. Çünkü hala yaşayanlara karşı vazifem ve ölenlere karşı bir borcum vardı.Fakat artık kitabımın müsvettesi emniyet makamlarının eline geçti. Bana...</p>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/1984-distopyasinin-dogrulanmasi-gulag-1.html">1984 DİSTOPYASININ DOĞRULANMASI: GULAG -1-</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Soljenitsin; bir diktatörlüğün sancılarını halkıyla beraber yaşayan ve bunu en derinden anlatma cesaretini gösterebilmiş bir aydın. Bu yargımın gerçekliğini Gulag Takım Adaları  kapağında yazan şu cümle ile kanıtlayabililiriz:</p>



<p style="text-align:center"><em>Tamamladığım bu kitabı sızlayan bir kalple yıllarca yayınlamadım. Çünkü hala yaşayanlara karşı vazifem ve ölenlere karşı bir borcum vardı.<br>Fakat artık kitabımın müsvettesi emniyet makamlarının eline geçti. Bana bunu hemen yayinlamaktan baska yol kalmadı.</em></p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" width="1024" height="693" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/03/CAmps-at-Molotov-children-in-camps_1-1024x693.jpg" alt="" class="wp-image-1508" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/03/CAmps-at-Molotov-children-in-camps_1-1024x693.jpg 1024w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/03/CAmps-at-Molotov-children-in-camps_1-300x203.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/03/CAmps-at-Molotov-children-in-camps_1-768x520.jpg 768w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/03/CAmps-at-Molotov-children-in-camps_1-375x254.jpg 375w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/03/CAmps-at-Molotov-children-in-camps_1-450x305.jpg 450w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/03/CAmps-at-Molotov-children-in-camps_1-775x525.jpg 775w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>Gulag kampında Stalinistler tarafından vatan haini suçlamasıyla esir edilen Rus halkı</figcaption></figure>



<p>Soljenitsin bu kitabında bir toplumun korku ile yönetildiğinde ortaya çıkan hastalıklı hali gözler önüne seriyor. Kitabın şu anda baskısı yok. Elimde kitabın ingilizce bir metni var. Kapakta yazan bu borcun bir şekilde insanlığın bu coğrafyasında yaşayanlar tarafından da hatırlanması ve bilinmesi için Solzhenitsyn tarafından üzerimize edeple bırakıldığını düşündüğüm için romanda yaşananları bir yazı serisi olarak aktarmayı deneyeceğim. </p>



<p>Bugün Gözaltı bölümünden bir cümle üzerine konuşarak başlayalım:</p>



<p style="text-align:center"><em>&#8221;A submissive sheep is a find for a wolf.&#8221; </em></p>



<p style="text-align:center"><em>&#8221; İtaatkar koyun, kurt bulmak için bakınır.&#8221;</em></p>



<p>Gulak Takım Adaları&#8217;nda geçen bu cümle; Orwell&#8217;ın 1984 distopyasında SSCB dönemine dair yaptığı toplumsal ve bireysel tespitlerin Solzhenitsyn tarafından  birinci elden doğrulamasıdır. Ayrıca romanda geçen bu çarpıcı cümlenin bizlere meselelerimizi yeniden düşünmemiz için bir fırsat niteliğinde olduğunu düşünmekteyim. Zira bu cümleyle tarihteki  SSCB tecrübesinin Rus halkı için ne denli bir trajediye dönüştüğünü gözlemlemeye başlıyorsunuz.</p>



<p> Sayfalar ilerlerken insan haklarının ihlali, fikir özgürlüğünün ortadan kalktığı bir toplumda ansızın yaşanan gözaltıların bir halkın sağlığını ne denli bozduğunu görmeye başlıyorsunuz. </p>



<p>Zira korku pompalanarak itirazı elinden alınan bireylerin oto sansürün yanında adaletsizliğe, ötekileştirilmeye, insan haklarının ihlallerine bile ses çıkaramadıkları bir duruma büründüklerine şahit olmaktayız. İşin en enteresan ve çarpıcı tarafı tüm bunların tarihin bir zamanında ve bir mekanında gerçekten yaşanmış olması.</p>



<p>Gulag&#8217;ta yaşanan travmalara ve insan doğasının ne denli yozlaştığına dair incelemeleri ileriki bölümlerde devam ettireceğim. Ayrıca Gulag&#8217;ın ekonomik, politik ve soyolojik çıkarımlarını coğrafi unsurları ve araçları kullanarak aktarmaya çalışacağım. Bir giriş niteliğindeki bu bölüme son olarak Gulag&#8217;ta yaşanan tarihsel gerçeklikleri anlatan ve gösteren fotoğrafların olduğu siteyi link olarak ekleyeceğim. İleriki bölümlerde anlatacaklarımızın zihninizde canlanması ve bu acıları çekenleri anlayabilmeniz için bunu yapmaktayım. Zira empati duygusundan yoksunluk entelektüel körlüğün başlangıcıdır.</p>



<p><em><strong>Gulag: Sovyetler Birliği&#8217;nde Stalin döneminde milyonlarca insanın &#8220;halk düşmanı&#8221; suçlamasıyla cezalandırılmak üzere gönderildiği kamplara verilen isimdir.</strong></em></p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" width="920" height="558" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/03/d042b0dc7e9620508a1b2a270601ce5e.gif" alt="" class="wp-image-1507"/><figcaption>Gulag haritası</figcaption></figure>



<p><a href="http://gulaghistory.org/nps/onlineexhibit/stalin/work.php">http://gulaghistory.org/nps/onlineexhibit/stalin/work.php</a></p>



<p><a href="http://gulaghistory.org/nps/onlineexhibit/stalin/women.php">http://gulaghistory.org/nps/onlineexhibit/stalin/women.php</a></p>



<ul class="wp-block-gallery columns-0 is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"></ul>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/1984-distopyasinin-dogrulanmasi-gulag-1.html">1984 DİSTOPYASININ DOĞRULANMASI: GULAG -1-</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://utopikdunya.com/1984-distopyasinin-dogrulanmasi-gulag-1.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batının Günah Çıkarması İçin Yapılmış Dizi: Genç Papa (The Young Pope)</title>
		<link>https://utopikdunya.com/batinin-gunah-cikarmasi-icin-yapilmis-dizi-genc-papa-the-young-pope.html</link>
					<comments>https://utopikdunya.com/batinin-gunah-cikarmasi-icin-yapilmis-dizi-genc-papa-the-young-pope.html?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Volkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Sep 2019 17:37:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Algı]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Papa]]></category>
		<category><![CDATA[Jude Law]]></category>
		<category><![CDATA[Perception]]></category>
		<category><![CDATA[The Young Pope]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://utopikdunya.com/?p=2429</guid>

					<description><![CDATA[<p>Batı dünyası bugünlerde, gerçekliğin kodlarını sinema ve dizi sektörü ile yeniden yazmakla meşgul. Bir çok klişeden dili kurtarıp angaryaya mahal vermeden ne demek istediğimi anlatacağım. Yeni dönemin paradigması psikoloji, sosyoloji, iktisat, reklam gibi alanların yardımıyla gerçeği bozmak için sinemanın kurgusundan faydalanmak. Gerçeğin içini dışına çıkarıp yeni bir sahteliği gerçek diye sunmak ise bu paradigmanın sonraki...</p>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/batinin-gunah-cikarmasi-icin-yapilmis-dizi-genc-papa-the-young-pope.html">Batının Günah Çıkarması İçin Yapılmış Dizi: Genç Papa (The Young Pope)</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Batı dünyası bugünlerde, gerçekliğin kodlarını sinema ve dizi sektörü ile yeniden yazmakla meşgul. Bir çok klişeden dili kurtarıp angaryaya mahal vermeden ne demek istediğimi anlatacağım.</p>



<p>Yeni dönemin paradigması psikoloji, sosyoloji, iktisat, reklam gibi alanların yardımıyla gerçeği bozmak için sinemanın kurgusundan faydalanmak. Gerçeğin içini dışına çıkarıp yeni bir sahteliği gerçek diye sunmak ise bu paradigmanın sonraki aşaması. </p>



<p>Batı dünyası tarihsel anlamdaki günahlarının kefaretini ödeyememenin altında ezildiğinin farkında. Çünkü yapılan batı eylemleri geçmişten bugüne ve geleceğe doğru son sürat dünyayı çiğnemekle meşgul. Bu dünya toplumların genelinde büyük travmalara sebep olmakta. Bugün Batı dünyasının içerisinde gerçeği görmeyi reddetmeyen elit kesimden insanlar bile distopik eserler ile seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Ancak çok kısık kalıyor.</p>



<p>Bu metnin esas yazılış amacı ise bir takım batı kaynaklı dezenformasyonları ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda son zamanların meşhur dizisi  Genç Papa (The Young Pope) hakkında çıkarımlarla devam edelim.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://filmschoolrejects.com/wp-content/uploads/2016/12/The-Young-Pope-glasses-700x525.jpeg" alt="the young pope ile ilgili görsel sonucu"/></figure>



<p>Genç Papa dizisi baştan aşağıya bir PR(public relations) ve Marketing (pazarlama) çalışması. Dizinin baş rolünde yakışıklı ve karizmatik aktör Jude Law genç Papa&#8217;yı canlandırıyor. Karakter dizi içerisinde bilinmez bir çaylaktan azize dönüştürülüyor.  Jude Law fiziksel olarak dizi içerisinde kendisini İsa peygamber ile kıyaslıyor ve İsa&#8217;dan bile daha yakışıklı olduğunu dile getiriyor. Fiziksel olarak genç Papamız bir anda İsa&#8217;yı geçiyor. Dizi devam ederken Papa figürüne kattıkları inanılmaz. Tahmin edilemez davranışları, dünya malından vazgeçtiğine dair tavırları, insanlığa sevgiye dair olan inançları ile Papa figürü azizlikte de İsa&#8217;yı geçiyor. Öyle ki dizide Papa&#8217;nın geriden gelip İsa&#8217;yı geçtiği de hissettiriliyor.</p>



<p>Vatikan içerisindeki entrikalarla başlıyormuş gibi gözüken kısa bir sürenin ardından tüm dizi karakterleri yüce Papa&#8217;nın kutsallığı, yakışıklılığı altında eziliyor. Hiç kimsenin şantaj yapmaya cesaret bile edemeyeceği kutsallıktaki Papa kısır bir kadının doğum yapmasından tutunda, bir benzin istasyonunda tırların önünde dua ederek Afrika&#8217;daki kötü bir rahibenin Tanrı tarafından cezalandırılmasını sağlıyor.</p>



<p>Gerçeğin bu kadar ironik bir şekilde bozulması tarihi ve günümüze dair düşünen insanları aptal yerine koymak değil de nedir? Lütfedip Afrika&#8217;ya ilk seyahatini düzenleyen Papa hizmet köyü kuran bir misyoner rahibeyi takım taklavat ziyarete gidiyor. Yol üzerinde iç savaşta vurulan Afrikalı fakir insanları görüyor ve elem içerisine giren Papa bir günah çıkarma sırasında İngilizce bilmeyen Afrikalı bir rahipten bir not alıyor. Bu notta rahibenin susuzluk ile kavrulan köyün tüm suyunun rahibe tarafından el konulduğu belirtiliyor. Dramatik sahneleri görmeniz için izlemelisiniz. Hollandalı bir şirketin yaptığı naylona yapışan nem suya dönüşürken gecenin bir vakti gelip bu naylonu emen Afrikalı cılız, susuz, aç çocuklar yine Afrikalı bekçiler tarafından cop ile dövülüyor.</p>



<p>Peki bizim papamız ne yapıyor, dersiniz? Eş cinsel ilişki içerisinde rahibeleri kullanan, suyu kendi tekeline alan bu rahibeye hiçbir şey yapmıyor ve Napoli&#8217;de benzinlikte tırların önünde ellerini açarak Tanrı&#8217;ya dua ediyor. Sonuç tam dua sırasında soğuk su içen rahibe ölüyor. Dramatik müziklerle an be an ilerleyen kutsallık seviyesi genç Papa kutsal ruh ile bütünleşmeye başladığı iması veriliyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://i.ytimg.com/vi/wSMe3yU6qZA/maxresdefault.jpg" alt="İlgili resim"/></figure>



<p>Neresinden tutsan elinde kalır. Sanırım bu cümle tam olarak böyle bir durum için söylenmiş. Papalık makamı modern dünyanın verdiği nimetlerle kendi günahını çıkarmakla kalmayıp aynı zamanda sanki tüm bu dünya düzenini Batı medeniyeti oluşturmamış gibi kötülüğün karşısında olduğu mesajını veriyor. O kadar korkakça bir mesaj ki hiç bir rasyonal tabanda sorumluluğu almadan veriliyor. Papa sorumluluğu almaktan kaçıp sorumluluğu Tanrı&#8217;ya yüklerken ileriki sahnelerde bu tavrı sarsılmaz bir inanç olarak tanımlanıyor. Peki gerçek nasıldır? </p>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img decoding="async" src="https://pbs.twimg.com/media/DmcKKiKX4AAcYxV.jpg" alt="tordesillas antlaşması ile ilgili görsel sonucu" width="580" height="391"/><figcaption>Tordesillas Antlaşmasının Sınırları</figcaption></figure>



<p>Tordesillas antlaşması ile Papa Dünyayı ikiye bölüyor. Bir tarafını sömürmeleri için İspanyollara diğer tarafını ise Portekizlilere veriyor. Sonuç olarak İspanyol ve Portekiz valileri gittikleri yerde milyonlarca yerliyi soykırıma uğratıyor. Yerlilerin doğal kaynaklarını çalıp kendi ülkelerine getirip yığıyorlar. Yetmiyor yerlileri köle edip ticaretini yapıyorlar.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://d1lexza0zk46za.cloudfront.net/coursepacks/history/give5/imgs/ch04_slave_broadside.jpg" alt="İlgili resim"/><figcaption>Köle Ticaretine dair bir afiş( 39 erkek, 15 çocuk, 24 kadın ve 16 kız taze geldi!)</figcaption></figure>



<p> Merkantalizm ekonomik paradigması bugünkü Sanayileşmiş Modern Avrupa&#8217;nın temasını oluşturuyor. </p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://springfield.instructure.com/courses/169/files/8373/preview?verifier=k2NLCKlqUnbP37ifZaCCgxmM25kn7uvGgYS0cNGD" alt="slave trade triangle ile ilgili görsel sonucu"/><figcaption>Üçgen Ticaret Sistemi (1451-1870 yılları arasında uygulanan sistem/ Köle Ticareti)</figcaption></figure>



<p>Kolonileştirdikleri, emperyalize ettikleri bölgede yerel kültürleri, dilleri yok edip buraları ötekileşirmek Batı dünyasının kilisesinin gerçeğidir. Kilise Batılı burjuvazinin emperyal maşası olmuştur.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img decoding="async" src="https://scholarblogs.emory.edu/violenceinafrica/files/2016/02/Missionaries-430x270.jpg" alt="missionaries in africa and slave ile ilgili görsel sonucu"/><figcaption>Misyonerler Afrika&#8217;da</figcaption></figure></div>



<p>Lafı eğmenin bükmenin anlamı yok. Amerika&#8217;da soyu tükenen Aztek, Maya, İnka, Kızılderililerin; Avustralya&#8217;da talan edilen Aborjinlerin, Yeni Zelanda&#8217;da katledilen Maorilerin ve en önemlisi belki de onurları yok edilip emperyalizme hala derinden konu olan Afrikalıların yaşadıkları iç savaşların, soykırımlarında sorumlusu Batı elitizmi, Batı Burjuvası ve Batı kilisesidir. Tarihsel gerçekliği sinema ve dizi sektörüyle eğip büküp yapılan bu pazarlama, PR çalışmaları ile sahte bir gerçeklik algısı yaratmak en hafif ifadeyle aşağılıkçadır.</p>



<p>Konuyu bir din eleştirisi haline getirmek değil niyetim. Eğer öyle yapsaydım konuyu Pavlus&#8217;a getirir ve Hristiyanlığı hangi temellerle ne gibi amaçlarla yeniden inşa ettiğini tartışmaya açardım. Ancak inanç bağlamında bunların hiç bir kıymeti olmazdı. </p>



<p>Burada yapılan Batının gerçeğin sorumluluğunu almaktan çocuk gibi kaçtığını haykırmaktır. İnternet ile birlikte iletişimin genişleyen boyutu düşünüldüğünde yeni neslin Hristiyan kilisesini karizmatik Jude Law&#8217;dan öğrenmesini engellemektir. Çünkü Jude Law&#8217;ın ortaya koyduğu aziz genç Papa&#8217;nın kilisesinin gerçek kiliseyle alakası yoktur. Gerçeği bir örnekle keskinleştirelim:</p>



<p>Avustralya Kardinali George Pell Hristiyan kilisesi için çok önemki bir hatipti. Kardinal Ateist düşüncenin savunucularından Richard Dawkins ile karşılıklı bir tartışma programı yapıp Kilisenin savunuculuğunu bile yapmıştı. </p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://www.youtube.com/watch?v=tD1QHO_AVZA
</div><figcaption>Programın kaydı</figcaption></figure>



<p>O programda sunduğu imajla iyiliği, sevgiyi temsiliyle Hristiyan kilisesinin yeni yüzü olmuştu. Peki gerçekte Kardinal Pell kimdi?</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdn.newsapi.com.au/image/v1/206c3068990a17c83dfd44f4e37f90e2" alt="cardinal pell guilty ile ilgili görsel sonucu"/><figcaption>Kardinal George Pell Solda</figcaption></figure>



<p>AVUSTRALYA KARDİNALİ GEORGE PELL  GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE 2 ÇOCUĞA CİNSEL TACİZDE BULUNMAKTAN 6 YIL HAPSE MAHKUM EDİLDİ!</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://static.euronews.com/articles/stories/03/72/14/70/602x338_cmsv2_febd1e25-7b0b-53c2-b4ec-8d689c74d32c-3721470.jpg" alt="Avustralya Kardinali George Pell'e cinsel tacizden 6 yıl hapis cezası"/><figcaption>Kardinal yaşlılığı sayesinde cezadan kaçmayı başaramadı!</figcaption></figure>



<p>Evet gerçek bu kadar sade. Evet bir o kadar da ağır! Kilise pedofili skandalları ile savrulurken dizide ne oluyor dersiniz? Genç Papa devrim başlatıp eşcinselliği, kürtajı yasaklıyor ve pedofili suçundan bir kardinali yargılayıp Alaska&#8217;ya sürüyor. Ancak bunu yaparken de pedofili kardinalin böyle olmasını başka bir sapıktan kaynaklandığını ve aslında pedofili kardinalin de mağdur olduğunu anlatan sahneleri kurguluyorlar.</p>



<p>Batı algının yeni gerçeklik olduğunun farkında. Bu paradigmayı kullanarak gerçekliği tahrip etmeye ve internet aracılığıyla sinema ve dizi kurgularıyla yeni gerçeklikler yaratmaya çalışıyor. Bir zamanlar Holywood, Soysuzlar Çetesi, Rambo tüm bu amaca hizmet eden diğer yapımlar. </p>



<p>Doğu ve Batı toplumlarında vicdanı ölmemiş olan insanlar kurguları değil gerçekliği sahiplenin! Çünkü gerçeklik ne kadar ağır olursa olsun ancak ondan tohumlar filizlenir!</p>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/batinin-gunah-cikarmasi-icin-yapilmis-dizi-genc-papa-the-young-pope.html">Batının Günah Çıkarması İçin Yapılmış Dizi: Genç Papa (The Young Pope)</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://utopikdunya.com/batinin-gunah-cikarmasi-icin-yapilmis-dizi-genc-papa-the-young-pope.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The Souvenir</title>
		<link>https://utopikdunya.com/the-souvenir.html</link>
					<comments>https://utopikdunya.com/the-souvenir.html?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selsebilosawa]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Aug 2019 11:56:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Joanna Hogg]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Scorsese]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Eleştirileri]]></category>
		<category><![CDATA[The Souvenir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://utopikdunya.com/?p=2348</guid>

					<description><![CDATA[<p>İngiliz yönetmen Joanna Hogg&#8217;un yazıp yönettiği, Martin Scorsese&#8217;nin yapımcılığını üstlendiği, başrollerinde Honor Swinton ve Tom Burke gibi oldukça yetenekli isimlerin bulunduğu film; The Souvenir. Film aynı zamanda Sundance Film Festivali&#8217;nde fazlaca alkış almış ve Dünya Sineması bölümünde Jüri Büyük Ödülü&#8217;nü kazanmış. Çok sevdiğim bir dostum bu filmle ilgili &#8220;bir çöküş hikayesi&#8221; tabirini kullanmıştı, sanıyorum ki...</p>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/the-souvenir.html">The Souvenir</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İngiliz yönetmen Joanna Hogg&#8217;un yazıp yönettiği, Martin Scorsese&#8217;nin yapımcılığını üstlendiği, başrollerinde Honor Swinton ve Tom Burke gibi oldukça yetenekli isimlerin bulunduğu film; The Souvenir. Film aynı zamanda Sundance Film Festivali&#8217;nde fazlaca alkış almış ve Dünya Sineması bölümünde Jüri Büyük Ödülü&#8217;nü kazanmış. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img decoding="async" width="1024" height="620" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142205-1024x620.jpg" alt="" class="wp-image-2349" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142205-1024x620.jpg 1024w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142205-300x182.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142205-768x465.jpg 768w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142205-375x227.jpg 375w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142205-450x272.jpg 450w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142205-867x525.jpg 867w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142205.jpg 1189w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure></div>



<p>Çok sevdiğim bir dostum bu filmle ilgili &#8220;bir çöküş hikayesi&#8221; tabirini kullanmıştı, sanıyorum ki bu filmi en iyi özetleyecek tabir de tam olarak bu. Filmi izlemeyenler için filmin içeriğinden detaylıca bahsetmeyecek, yalnızca birkaç şeye değineceğim… <br> Film, 80&#8217;ler İngiltere&#8217;sinde geçmekte. İki saatlik, su gibi akan bir zaman diliminde bir ilişkinin başlangıcından bitimine kadar olan serüvene tanık oluyoruz. Honor Swinton yani Julie ilk uzun metrajlı filmini çekmek isteyen ve bunun için senaryo yazmakta olan bir sinema öğrencisidir. Partneri Tom Burke yani Anthony ile de bu süre zarfında tanışır. Tanışmaları ile birlikte hem Julie&#8217;nin filmi çekme çabalarını, hem Anthony ile olan karmaşık ilişkisini hem de ailesi -özellikle annesi- ile olan ilişkisini izliyoruz. Olaylar Julie&#8217;nin etrafındaki bu film-aile-sevgili üçgeninde dolaşıyor fakat bu üçgenin bizi daha çok sarsacak olan ucu da şüphesiz Anthony oluyor.  Julie yeni tanıştığı Anthony ile ona danışmak ve filmiyle ilgili konuşmak adına  birkaç defa buluşur. İkisi arasında geçen diyaloglar ise bir ilişkinin başlayabileceğinin habercisidir. Çünkü Anthony görünüşe göre Julie&#8217;nin ruh eşi olabilecek bir kişidir. Sonrasında Anthony bir sebepten dolayı Julie&#8217;nin evinde kalmak ister ve Julie de bu ricasını geri çevirmez. Evde oldukları süre zarfında aralarındaki günden güne gelişen bağlılık gözle görülebilir cinstendir. Julie aynı yatakta uyudukları zaman aralarında oyuncaklardan oluşan bir duvar örer ve aralarındaki mesafeyi onunla anlarız. Ama Anthony yurt dışına yaptığı kısa bir geziden döndüğünde o duvarın artık olmadığını, o duvarı tamamen yıktığını görürüz. Böyle tatlı bir detayla artık bir ilişkide olduklarını anlarız.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img decoding="async" width="1024" height="625" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142117-1024x625.jpg" alt="" class="wp-image-2351" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142117-1024x625.jpg 1024w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142117-300x183.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142117-768x469.jpg 768w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142117-375x229.jpg 375w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142117-450x275.jpg 450w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142117-860x525.jpg 860w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142117.jpg 1179w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure></div>



<p> Aralarındaki temas ve diyaloglar bize kişilikleriyle ilgili çok şeyi anlatırken bir yandan da heybemizi boş bırakmaktadır. Anthony&#8217;nin aslında güvenilmemesi gereken bir adam olduğunu göstererek, ilk ters köşesini yaparak bizi şok içerisinde bırakıyor film ve devam ediyor bizi çıkmazlara sürüklemeye. Ama Julie her şeye rağmen Anthony&#8217;nin yanında olmaya devam edecek, Anthony&#8217;e güvenebileceği fikrine ikna edebilecek detayları yakalamak için her şeyi deneyecektir. Bu sırada da kendi filmini çekme sürecindedir Julie. Aslında bakarsanız bu filmin yapım süreci ile ilişkinin gidişatı oldukça paralel bir şekilde gitmekte. Bu güvensizlik, aşk, sadakat, azim ve bağlılık günden güne ikisini de, çoğunlukla da Julie&#8217;yi etkilemektedir. Bu yoğun duygu sekine, mücadelelerle dolu ateş çemberine rağmen sonuna kadar dimdik ayakta kalan güçlü karakterimiz Julie olacaktır. Her probleme rağmen filmini bitirecek ve ve filmini bitirmesiyle perde kapanacaktır.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" width="1024" height="620" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142137-1024x620.jpg" alt="" class="wp-image-2350" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142137-1024x620.jpg 1024w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142137-300x182.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142137-768x465.jpg 768w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142137-375x227.jpg 375w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142137-450x272.jpg 450w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142137-868x525.jpg 868w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142137.jpg 1190w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Film öyle ters köşe yapıyor, öyle savunmasız kaldığınız bir zamanda sizi yakalıyor ki filmin sonunda hissetmeniz gereken duyguyu kestirmekte oldukça güçlük çekiyorsunuz. Savunmasız kaldığınız bir yerinizden yakalıyor diyorum çünkü ben sanmıyorum ki herhangi bir insan kendinden bir şeyler bulamasın bu filmde.  Çünkü sıradan bir aşk hikayesi, klişelerle dolu bir film değil. aksine, izlemesi ve aynı zamanda kabullenmesi cesaret isteyen, düşünce dünyasını altüst edebilecek bir yapıda bu film. &#8216;Huzursuzluğun Filmi&#8217; adeta. Bütün bu duyguları yaşatmakta büyük rolü olan bir diğer etken de oyunculuklar, olağanüstü güzellikte bir performans sergilediler şüphesiz. Oyunculuklar öyle güzel, senaryo öyle iyi kurgulanmış ve tasarlanmış ki kişi kendini sadece filmin izleyicisi olarak değil de, sanki o evde yaşayan 3. Bir kişi/ bir dost olarak hissediyor kendini. Zorlayıcı ama içten, kasvetli olduğu kadar sessiz, gerçek ve bir o kadar da sürreal. İzlenmeli bu film, kesinlikle izlenmeli. </p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>&#8220;-Çok özelsin, Julie<br> +Öyle olduğumu sanmıyorum</p><p>-Hayır, öyle olduğunu sanmıyorsun</p><p>+Çok normal, gerçekten.</p><p>-Evet normal… normal falan değilsin, sen bir ucubesin<br> +Teşekkür ederim. Nasıl bir ucube olabilirim ki?</p><p>-Kırgınlığın<br> +Bu iyi bir şey mi?</p><p>-Sanırım biliyorsun</p><p>+Bence tamamen sıradanım</p><p>-Sen sıradan değilsin. Kaybolmuşsun. Ve sen hep kayıp kalacaksın.&#8221;</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" width="1024" height="617" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142228-1024x617.jpg" alt="" class="wp-image-2352" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142228-1024x617.jpg 1024w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142228-300x181.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142228-768x463.jpg 768w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142228-375x226.jpg 375w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142228-450x271.jpg 450w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142228-871x525.jpg 871w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142228.jpg 1195w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Aşkın en kusurlu hali belki de. Aşk, bağlılık ve bağımlılık. Hassas kişilikler ve hassas bedenler. Kayıp bir ruhun, yani kadının, aşka olan sonsuz sadakati, inancı. Bir heykeltıraşın en iyi eserine gösterdiği ehemmiyet misali; zarif ve naif. En çok da kırgın aslında. Ancak bu, erkeğin ruhunu serbest bırakmamasına engel olmuyor. Sessiz gözüken, ancak arkasında derin bir enkaz bırakan kayboluş… Kadın, filminin son sahnelerini çekiyor. Film bitiyor. Erkeğin ruhu kayıp, kadının ruhu daha da kayıp kalıyor. Ve gökyüzü.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" width="1024" height="622" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142246-1024x622.jpg" alt="" class="wp-image-2353" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142246-1024x622.jpg 1024w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142246-300x182.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142246-768x466.jpg 768w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142246-375x228.jpg 375w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142246-450x273.jpg 450w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142246-865x525.jpg 865w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2019/08/IMG_20190820_142246.jpg 1186w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<figure class="wp-block-embed-youtube alignleft wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="I Hope That I Don&#039;t Fall In Love With You" width="1300" height="975" src="https://www.youtube.com/embed/YTfwWKlVLYM?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/the-souvenir.html">The Souvenir</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://utopikdunya.com/the-souvenir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NİKOS KAZANCAKİS: ZORBA</title>
		<link>https://utopikdunya.com/nikos-kazancakis-zorba.html</link>
					<comments>https://utopikdunya.com/nikos-kazancakis-zorba.html?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Volkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jul 2019 20:29:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihsel Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Nikos Kazancakis]]></category>
		<category><![CDATA[Novel and history context]]></category>
		<category><![CDATA[Roman ve Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Zorba]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://utopikdunya.com/?p=2039</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zorba Grek toplum yapısının özüne dair yazılmış çok klas bir roman. Romanların tarih kitaplarının yapamadığını gerçekleştirdiğine dair bir kanıya sahibim. Tarih bilimi genellemeler veya liderler üzerinden anlatılar yapar. Söz gelimi Kanuni Sultan Süleyman, Stalin, Hitler, Napolyon gibi dönemlere damga vurmuş kişiler üzerinden anlatı yapılır. Ancak sokaktaki insanın yaşadıkları, hissettikleri, başına gelenler hakkında çoğu zaman sessiz...</p>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/nikos-kazancakis-zorba.html">NİKOS KAZANCAKİS: ZORBA</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Zorba</strong> Grek toplum yapısının özüne dair yazılmış çok klas bir roman. Romanların tarih kitaplarının yapamadığını gerçekleştirdiğine dair bir kanıya sahibim. Tarih bilimi genellemeler veya liderler üzerinden anlatılar yapar. Söz gelimi Kanuni Sultan Süleyman, Stalin, Hitler, Napolyon gibi dönemlere damga vurmuş kişiler üzerinden anlatı yapılır. Ancak sokaktaki insanın yaşadıkları, hissettikleri, başına gelenler hakkında çoğu zaman sessiz kalır. Sessiz kalmadığı zamanlarda ise genellemeler yaparak herhangi bir mekanda geçen zaman dilimindeki insanların özünü anlamamızı engeller. Bu bağlamda romanlara büyük ihtiyaç duyduğumuz kanısındayım. Tolstoy, Soljenitsin, Dostoyevski, Bulgakov gibi yazarların romanları sayesinde Rus toplumunun sokaklarında geçen gerçek tarihi hissedebilir anlamlandırabiliriz. Yahut Mithat Cemal Kuntay, Kemal Tahir, Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Alev Alatlı,  gibi önemli roman yazarlarının kaleminden dökülenler Türk toplumunun ve bireylerin yaşadığı tarihi bize anlatır. </p>



<p>Yani sözün özü roman yazarları ve tabiki şairlerde bize sokağın tarihini, hakikatin özünü verir. Söz gelimi Baki’nin mersiyesiyle kısıtlı bir tarihsel algıya sahipseniz ve hayatınızda Kitabe-i Seng-i Mezarı hiç okumadıysanız gerçek bir tarihsel algıya sahip olamazsınız.&nbsp;</p>



<p>Tüm bu bağlam bilgisinin ışığında <strong>Grek toplumuna</strong>, <strong>Balkan bunalımları</strong> zamanında yaşanan etnik çatışmalara dair gerçek bir tarihsel algıya sahip olmak için Zorba romanı mutlaka okunmalıdır. Grek toplumunun dini inanışları, kadın ve erkek ilişkileri, toplumsal ilişkiler, işsizlik, Balkanlardaki etnik çatışmalar, bölgedeki akan kanın halklar üzerindeki etkileri Zorba romanında karakterler üzerinden derince işlenmiş durumda. Ayrıca Zorba’daki&nbsp; ince analizleri dikkatle okuduğunuzda Anadolu halkından esintilerde bulacaksınız. </p>



<p>Okumanın Kıymetini anlamanız dileğiyle&#8230;</p>



<figure class="wp-block-embed-youtube wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Zorba The Greek - Sirtaki (HQ Music)" width="1300" height="975" src="https://www.youtube.com/embed/dzlcxN0lxSo?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/nikos-kazancakis-zorba.html">NİKOS KAZANCAKİS: ZORBA</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://utopikdunya.com/nikos-kazancakis-zorba.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Putperestlik üzerine&#8230;</title>
		<link>https://utopikdunya.com/putperestlik-uzerine.html</link>
					<comments>https://utopikdunya.com/putperestlik-uzerine.html?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Volkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Feb 2019 15:42:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Veli Kanık]]></category>
		<category><![CDATA[Putperestlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://utopikdunya.com/?p=1263</guid>

					<description><![CDATA[<p>Putperestiz. Putperestsiniz. Putperestler. Ne kadar çok put var etrafımızda. Yalınlığında keşfedebiliyor ancak insan çepeçevre sarıldığını. Putlardan bir duvar var etrafımızda. Ne Platon gelip kurtarabilir bizi bu mağaradan ne de Nietzsche. Üstelik her bir putu ya biz inşa ediyoruz ya da inşa edilmesine olanak sağlıyoruz. Tüm putperestler gibi farkında olmadan hakikate inandığımızı iddia ederek herkese tebliğ...</p>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/putperestlik-uzerine.html">Putperestlik üzerine&#8230;</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: center;">Putperestiz.</p>
<p style="text-align: center;">Putperestsiniz.</p>
<p style="text-align: center;">Putperestler.</p>
</blockquote>
<p>Ne kadar çok put var etrafımızda. Yalınlığında keşfedebiliyor ancak insan çepeçevre sarıldığını. Putlardan bir duvar var etrafımızda. Ne Platon gelip kurtarabilir bizi bu mağaradan ne de Nietzsche. Üstelik her bir putu ya biz inşa ediyoruz ya da inşa edilmesine olanak sağlıyoruz. Tüm putperestler gibi farkında olmadan hakikate inandığımızı iddia ederek herkese tebliğ yapmak gibi bir ahmak cesaretiyle tüm Dünya&#8217;yı değiştireceğiz söylemleriyle nutuklar atıyoruz.</p>
<p>Anlaşılan o ki bugünün en büyük problemi inançsızlık değil aksine ölçüsüzce inançlı olmaktır. O kadar çok ilah edindik ki kendimize, ilahların kılıç savaşının altında her geçen gün eziliyoruz. Sahip olduğumuz organik &nbsp;beden içerisinde fikirlerimiz; biz farkında olmadan putlar inşa ediyor.</p>
<p>Bir kere sınırı aştıktan sonra elindeki baltayla putları kırmalısın. Çünkü Putperestin dünyasında çatışan putların kılıç seslerinden dolayı dinginliğe ve huzura erişemezsin. Ancak kılıç sesleri susmaya başladığında ifşa süreci ortaya çıkar. İfşa evresinden sonra hayal kırıklığı fazzını yaşayan insan Reddediş aşamasına geçer. Sahip olduğun putları yıkmayı reddedersin. Varlığını borçlu olduğun yalanıyla kedini kandırıp derinden inandığın putları bırakmak zor gelir.</p>
<p>Yani kavrama geçmek tüm bu nevrotik sancıları atlatabilen putperestlerin yapabileceği bir basamaktır. O basamağa adım atma cesaretini gösterebilen putperest üryanlığına kavuşur yeniden. Farkındalık evresine geçilen bu evrede evrenin keşfi yeniden başlar. Kavramlar yeniden tanımlanır. Değer yargıları yeniden oluşturulur. Sultan Süleymanlardan ziyade Süleymanları görmeye başlarsın. Baki olmaktan Orhan&#8217;a geçiş süreci seni bulduğunda putperestliğinin sonuna geldiğini göreceksin.</p>
<p style="text-align: center;">Hiçbir şeyden çekmedi dünyada</p>
<p style="text-align: center;">Nasırdan çektiği kadar</p>
<p style="text-align: center;">Hatta çirkin yaratıldığından bile</p>
<p style="text-align: center;">O kadar müteessir değildi;</p>
<p style="text-align: center;">Kundurası vurmadığı zamanlarda</p>
<p style="text-align: center;">Anmazdı ama Allah´ın adını,</p>
<p style="text-align: center;">Günahkar da sayılmazdı.</p>
<p style="text-align: center;">Yazık oldu Süleyman Efendiye</p>
<p style="text-align: center;">Mesele falan değildi öyle,</p>
<p style="text-align: center;">To be or not to be kendisi için;</p>
<p style="text-align: center;">Bir akşam uyudu; Uyanmayıverdi.</p>
<p style="text-align: center;">Aldılar, götürdüler.</p>
<p style="text-align: center;">Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.</p>
<p style="text-align: center;">Duyarlarsa olduğunu alacaklılar</p>
<p style="text-align: center;">Haklarını helal ederler elbet.</p>
<p style="text-align: center;">Alacağına gelince&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.</p>
<div id="content" class="style-scope ytd-expander" style="text-align: center;">Tüfeğini depoya koydular,</div>
<div class="style-scope ytd-expander" style="text-align: center;">Esvabını başkasına verdiler.</div>
<div class="style-scope ytd-expander" style="text-align: center;">Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,</div>
<div class="style-scope ytd-expander" style="text-align: center;">Ne matarasında dudaklarının izi;</div>
<div class="style-scope ytd-expander" style="text-align: center;">Öyle bir rüzgar ki,</div>
<div class="style-scope ytd-expander" style="text-align: center;">Kendi gitti,</div>
<div class="style-scope ytd-expander" style="text-align: center;">İsmi bile kalmadı yadigar.</div>
<div class="style-scope ytd-expander" style="text-align: center;">Yalnız şu beyit kaldı,</div>
<div class="style-scope ytd-expander" style="text-align: center;">Kahve ocağında, el yaz işiyle:</div>
<div class="style-scope ytd-expander" style="text-align: center;">´Ölüm Allah´ın emri, ´</div>
<div class="style-scope ytd-expander" style="text-align: center;">Ayrılık olmasaydı.´</div>
<div></div>
<p><iframe title="Müşfik Kenter - Kitabe-i Seng-i Mezar - Official Audio #müşfikkenter #birgariporhanveli - Esen Müzik" width="1300" height="731" src="https://www.youtube.com/embed/gz6CuwnyfXY?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<div id="toolbar" class="style-scope ytd-comment-action-buttons-renderer" style="text-align: right;"><strong><em>Toprak &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; </em></strong></div>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/putperestlik-uzerine.html">Putperestlik üzerine&#8230;</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://utopikdunya.com/putperestlik-uzerine.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hurafe Şövalyelerinin Dünyası</title>
		<link>https://utopikdunya.com/hurafe-sovalyelerinin-dunyasi.html</link>
					<comments>https://utopikdunya.com/hurafe-sovalyelerinin-dunyasi.html?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Volkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Oct 2018 08:32:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Hurafeler]]></category>
		<category><![CDATA[In the year türkçe sözleri]]></category>
		<category><![CDATA[Man in the future]]></category>
		<category><![CDATA[new world order]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni dünya düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[Zager and Evans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://utopikdunya.com/?p=1047</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cahil arapça kökenli bir kelimedir.Kelimenin anlamına baktığımda: 1-Okuyarak bilgisini ilerletmemiş,tahsil görmemiş, bilgisiz (kimse) 2-Bilmeyen,habersiz(kimse) 3-Acemi, toy, tecrübesiz (kimse) Sanırım cahili tanımlarken bilmeyen, habersiz kimse tanımlamasını tercih ederdim. Zira bence Cahillik habersiz olma durumunun bir neticesidir. Habersiz olan kimse bir süre sonra hakikata dair bilme ihtiyacını hurafelerle doldurmaya başlar. Hurafeler derken sadece dine dair bir tanımlama...</p>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/hurafe-sovalyelerinin-dunyasi.html">Hurafe Şövalyelerinin Dünyası</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cahil</strong> arapça kökenli bir kelimedir.Kelimenin anlamına baktığımda:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: center;">1-Okuyarak bilgisini ilerletmemiş,tahsil görmemiş, bilgisiz (kimse)</p>
<p style="text-align: center;">2-Bilmeyen,habersiz(kimse)</p>
<p style="text-align: center;">3-Acemi, toy, tecrübesiz (kimse)</p>
</blockquote>
<p>Sanırım cahili tanımlarken bilmeyen, habersiz kimse tanımlamasını tercih ederdim. Zira bence Cahillik habersiz olma durumunun bir neticesidir. Habersiz olan kimse bir süre sonra hakikata dair bilme ihtiyacını hurafelerle doldurmaya başlar. Hurafeler derken sadece dine dair bir tanımlama yapmıyorum. Uydurulmuş, asılsız, gerçekle alâkası bulunmayan bâtıl inanç, efsâne, hikâye, rivâyet gibi tüm olguları içerisine alan bir tanımlama benim tercih ettiğim. Habersiz olan kimsenin dört bir yanı hurafelerle sarılıyor. Bir süre sonra hurafelere olan inancı kuvvetlenen insan hakikatin en büyük düşmanı haline geliyor.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Bir hurafe şövalyesi karşısında hakikatlerin kılıçtan geçirildiğine şahit oldunuz mu?</em> </strong></p>
</blockquote>
<p>Yüzlerce yıl sonra gelecekten bu yazıyı okuyacaklar için şunu söyleyebilirim; Modern dünya, teknoloji ve ilerleme örtüsünün altına gizlenmiş <strong>hurafe şövalyelerinden</strong> oluşmuş durumda. Görüntüde uzaya çıktık, robotlar yapmaya başladık ancak ne yazık ki dünya toplumunun büyük bir kesimi kendi kültürüne, inancına, toplumsal yapısına göre şekillenmiş hurafelere sahip olan şövalyeler ordusu.</p>
<p style="text-align: left;">Evet dünya toplumunu tanımlayacak olursam kullanabileceğim en uygun tanımlama, Hurafe şövalyelerinden oluşmuş bir ordu olurdu. Şövalyeler gibi körkütük inançlarıyla feodal derebeyleri tarafından sömürülen ve sistemi korumak için canlarını feda eden bir ordu gibiler.Hakikat arayışı için soru sormak mı? Güldürmeyin beni Allah aşkına&#8230;</p>
<p><a href="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/10/depositphotos_12027582-stock-photo-medieval-knights-in-armor.jpg"><img decoding="async" class=" wp-image-1050 aligncenter" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/10/depositphotos_12027582-stock-photo-medieval-knights-in-armor-300x200.jpg" alt="" width="425" height="283" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/10/depositphotos_12027582-stock-photo-medieval-knights-in-armor-300x200.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/10/depositphotos_12027582-stock-photo-medieval-knights-in-armor-768x511.jpg 768w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/10/depositphotos_12027582-stock-photo-medieval-knights-in-armor-400x266.jpg 400w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/10/depositphotos_12027582-stock-photo-medieval-knights-in-armor.jpg 1023w" sizes="(max-width: 425px) 100vw, 425px" /></a></p>
<p>Bu şövalyeler ordusu binlerce yıl sonra feodal derebeyleri tarafından hap yutan, tüketmeye ve savaşmaya kodlanmış makineler haline dönüşecek. Teknoloji tarafından dönüştürülen <em><strong>Robotik Hurafe Şövalyeleri aşkına yaşasın dünya düzeni&#8230;</strong></em><a href="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/10/6a00d8341bf7f753ef01bb09ed1abc970d.jpg"><img decoding="async" class=" wp-image-1051 aligncenter" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/10/6a00d8341bf7f753ef01bb09ed1abc970d-300x176.jpg" alt="" width="426" height="250" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/10/6a00d8341bf7f753ef01bb09ed1abc970d-300x176.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/10/6a00d8341bf7f753ef01bb09ed1abc970d-768x452.jpg 768w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/10/6a00d8341bf7f753ef01bb09ed1abc970d-400x235.jpg 400w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/10/6a00d8341bf7f753ef01bb09ed1abc970d.jpg 850w" sizes="(max-width: 426px) 100vw, 426px" /></a></p>
<p><iframe title="Zager and Evans - In The Year 2525" width="1300" height="975" src="https://www.youtube.com/embed/yesyhQkYrQM?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<div class="Kvw2ac">
<div class="G1VCxe kno-fb-ctx">
<div>
<blockquote>
<p style="text-align: center;"><em><strong>In The Year Şarkısının çevirisi</strong></em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Eğer insanlık 2525 yılında hala yaşarsa</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Belki kadınlar hayatta kalırsa, insanlık yaşayabilir.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>3535 yılında yalan söylemeye ve hakikatleri anlatmaya ihtiyaçları kalmayacak.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Düşündüğün, yaptığın ve söylediğin her şey günlük aldığın bir hapın içinde olacak</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>4545 yılında dişlere ve gözlere ihtiyacın kalmayacak</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Çünkü çiğneyecek bir şey bulamayacaksın.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Kimse sana bakmayacak</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>5555 yılında kolların hamur gibi yanlarında sallanacak<span class="Apple-converted-space"> </span></em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Bacaklarının yapacak hiçbir işi kalmayacak</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Makineler her şeyi senin yerine yapacak</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>6565 yılında ne bir kocaya ne bir karıya ihtiyaç duyacaksın</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Erkek ve kız çocuğunu uzun cam bir tüpün içinden<span class="Apple-converted-space">  </span>kendin seçeceksin</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>7510 yılında Tanrı gelirse belki de etrafına bakıp</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>sanırım hüküm günü geldi diyecek.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>8510 yılında Tanrı yüce başını sallayarak; insanlığın bulunduğu noktadan ya memnun olduğunu söyleyecek yahut her şeyi yıkıp yeniden başlatacak.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>9595 yılında insanlık gerçekten hayatta kalabilir mi merak ediyorum.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Bu yaşlı dünyanın verebileceği her şeyi almış ve yerine hiçbir şey koymamış olacak.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>10000 yılı geldiğinde İnsanlık sonsuz gecenin altındaki hükümdarlığı boyunca ne için burada olduğunu hiçbir zaman anlayamadığı için milyonlarca göz yaşı dökmüş olacak.<span class="Apple-converted-space"> </span></em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Parlayan yıldızın ışıkları artık çok uzakta.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Belki her şey dündeydi…</em></p>
</blockquote>
</div>
<blockquote>
<div style="text-align: right;"><em><strong>VOLKAN BARTIK</strong></em></div>
</blockquote>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/hurafe-sovalyelerinin-dunyasi.html">Hurafe Şövalyelerinin Dünyası</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://utopikdunya.com/hurafe-sovalyelerinin-dunyasi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coğrafya Yasalarının Işığında Mekanı Anlamak</title>
		<link>https://utopikdunya.com/cografya-yasalarinin-isiginda-mekani-anlamak.html</link>
					<comments>https://utopikdunya.com/cografya-yasalarinin-isiginda-mekani-anlamak.html?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Volkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Sep 2018 19:47:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Şehircilik]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya yasaları]]></category>
		<category><![CDATA[geography laws]]></category>
		<category><![CDATA[mekansal algı]]></category>
		<category><![CDATA[urbanization]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://utopikdunya.com/?p=762</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal bilimler ve doğa bilimleri arasındaki rekabetten doğan; bilim dalının yasaları olmalı anlayışından Coğrafya bilimi de nasibini almıştır. Sosyal bilimler ve doğa bilimleri arasında arafta kalan coğrafya MEKAN unsuru ile diğer bilim dallarından ayrılmaktadır. Coğrafya bilgisine sahip insanları bu bilgiye sahip olmayandan ayıracak en önemli özellik olgulara MEKAN GÖZLÜĞÜNDEN  bakabilmektir. Mekanı doğru tanımlamak, içerisindeki unsurları...</p>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/cografya-yasalarinin-isiginda-mekani-anlamak.html">Coğrafya Yasalarının Işığında Mekanı Anlamak</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal bilimler ve doğa bilimleri arasındaki rekabetten doğan; bilim dalının yasaları olmalı anlayışından Coğrafya bilimi de nasibini almıştır. Sosyal bilimler ve doğa bilimleri arasında arafta kalan coğrafya <strong>MEKAN</strong> unsuru ile diğer bilim dallarından ayrılmaktadır. Coğrafya bilgisine sahip insanları bu bilgiye sahip olmayandan ayıracak en önemli özellik olgulara <strong>MEKAN GÖZLÜĞÜNDEN</strong>  bakabilmektir.</p>
<p>Mekanı doğru tanımlamak, içerisindeki unsurları fark edebilmek, mekandaki unsurların kendi aralarındaki etkileşimini kavrayabilmek, mekandaki değişimleri kavrayabilmek, insanın mekanda kendi konumunu kavrayabilmesi coğrafya bilgisine sahip insanları diğerlerinden ayıracak en önemli farklılıklardır.</p>
<p>İşte Waldo Tobler bu bilgiye sahip olan bir coğrafyacı olarak Coğrafya&#8217;nın ilk yasasını oluşturmuş kişidir. Bu bağlamda bu vazifeyi üzerine alan Tobler coğrafyanın ilk yasasını şöyle tanımlar:<a href="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/toblerquote.png"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-764 aligncenter" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/toblerquote-300x262.png" alt="" width="300" height="262" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/toblerquote-300x262.png 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/toblerquote-400x350.png 400w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/toblerquote.png 444w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<blockquote><p>Everything is related to everything else but near things are more related than distant things</p>
<p>Her şey her şey ile ilişkilidir ancak yakın şeyler uzak şeylerden daha ilişkilidir.</p></blockquote>
<p>Hayatımızın tam içinde olan bu yasayı biraz düşündüğümüzde gerçektende çevremizdeki mekanla daha ilişkili olduğumuzun farkına varırız. Örneğin ülkemizde yaşanan bir ekonomik olay bizi Japonya&#8217;da yaşanan bir ekonomik olaydan daha çok etkiler. Yahut  İstanbul&#8217;da kentlerin çarpıklaşması benim hayatımı Brezilya&#8217;daki kentlerin varoşlarında kurulan favelalardan daha çok etkiler.</p>
<p><figure id="attachment_765" aria-describedby="caption-attachment-765" style="width: 334px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/The-favela-tour-of-Rio-de-Janerio-770x513.jpg"><img decoding="async" class="wp-image-765 " src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/The-favela-tour-of-Rio-de-Janerio-770x513-300x200.jpg" alt="" width="334" height="222" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/The-favela-tour-of-Rio-de-Janerio-770x513-300x200.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/The-favela-tour-of-Rio-de-Janerio-770x513-768x512.jpg 768w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/The-favela-tour-of-Rio-de-Janerio-770x513-400x266.jpg 400w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/The-favela-tour-of-Rio-de-Janerio-770x513.jpg 770w" sizes="(max-width: 334px) 100vw, 334px" /></a><figcaption id="caption-attachment-765" class="wp-caption-text">Brezilya gecekonduları-Favelalar</figcaption></figure></p>
<p>David Harvey adlı ünlü coğrafyacı bu yasanın teknoloji ile birlikte çökmeye başladığını ifade eder. Onun attığı <strong>ZAMAN-MEKAN SIKIŞMASI düşüncesine göre:</strong></p>
<blockquote><p>Teknolojinin getirdiği hızla mekanlar fiziksel olarak birbirinden uzakta olsa da etkileşimleri artık o kadar da uzak değildir. İnternet ile yaşanan etkileşim mekanları birbirine yaklaştırmış ve mekanları birbirine benzer hale getirmiştir. Aynı zamanda uçak gibi teknolojik aletler sayesinde artan hız mekanlar arasında yolculuğumuzu çok kısalmıştır. İletişimin ve ulaşımın bu denli artmasıyla mekanlar arasındaki uzaklık yakınlık kavramı önemini yitirmiştir.</p></blockquote>
<p>Bu fikirleri günlük hayatımdan örneklemek gerekirse Roma&#8217;da tanıştığım arkadaşım Emanuel Arjantin&#8217;de Buenos Aires şehrinde kendi hayatını yaşarken ben İstanbul&#8217;da hayatıma binlere km ötedeki bir mekanda devam etmekteyim. Ancak teknolojinin getirdiği imkanla anlık olarak onun yaşadığı mekan ile etkileşim kurabiliyorum.<a href="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/Ekran-Resmi-2018-09-27-22.28.31.png"><img decoding="async" class=" wp-image-766 aligncenter" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/Ekran-Resmi-2018-09-27-22.28.31-300x287.png" alt="" width="340" height="325" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/Ekran-Resmi-2018-09-27-22.28.31-300x287.png 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/Ekran-Resmi-2018-09-27-22.28.31-400x383.png 400w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/Ekran-Resmi-2018-09-27-22.28.31.png 699w" sizes="(max-width: 340px) 100vw, 340px" /></a></p>
<p>Atalarımın Japonlardan bile haberi olmadan öldüğü eski dünyaya kıyasla bugün ben Barcelona&#8217;da tanıştığım Japon arkadaşımla etkileşim kurabiliyorum.<a href="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/Ekran-Resmi-2018-09-27-22.30.11.png"><img decoding="async" class=" wp-image-767 aligncenter" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/Ekran-Resmi-2018-09-27-22.30.11-300x274.png" alt="" width="331" height="302" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/Ekran-Resmi-2018-09-27-22.30.11-300x274.png 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/Ekran-Resmi-2018-09-27-22.30.11-400x365.png 400w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/Ekran-Resmi-2018-09-27-22.30.11.png 707w" sizes="(max-width: 331px) 100vw, 331px" /></a></p>
<p>İnsanlık bu kadar etkileşim içerisinde iken mekanlar için o kadar uzak demek mümkün mü? Böyle etkileşimin olduğu bir dünyada bütün dünya mekanizmasını bir organizma olarak düşünüyorum. Ve şu soruları sormak istiyorum:</p>
<p style="text-align: center">Etkileşim bu denli kuvvetli ise bir felaket tüm mekanları aynı anda yok edebilir mi ?</p>
<p style="text-align: center">Bir mekandaki olumsuzluk tüm mekanlara bir veba salgını gibi yayılabilir mi ?</p>
<p style="text-align: center">Mekanlarımızı istenmeyen durumlardan nasıl koruyabiliriz?</p>
<p><figure id="attachment_768" aria-describedby="caption-attachment-768" style="width: 329px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/LeventPano3.jpg"><img decoding="async" class="wp-image-768 " src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/LeventPano3-300x155.jpg" alt="" width="329" height="170" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/LeventPano3-300x155.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/LeventPano3-768x398.jpg 768w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/LeventPano3-1024x530.jpg 1024w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/LeventPano3-400x207.jpg 400w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/LeventPano3.jpg 1043w" sizes="(max-width: 329px) 100vw, 329px" /></a><figcaption id="caption-attachment-768" class="wp-caption-text">İstanbul-Levent</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_770" aria-describedby="caption-attachment-770" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/hk1.jpg"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-770" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/hk1-300x240.jpg" alt="" width="300" height="240" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/hk1-300x240.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/hk1-400x320.jpg 400w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/hk1.jpg 500w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a><figcaption id="caption-attachment-770" class="wp-caption-text">Hong kong</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_769" aria-describedby="caption-attachment-769" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/zoning_map_main.0.0.jpg"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-769" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/zoning_map_main.0.0-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/zoning_map_main.0.0-300x225.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/zoning_map_main.0.0-768x576.jpg 768w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/zoning_map_main.0.0-1024x768.jpg 1024w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/zoning_map_main.0.0-400x300.jpg 400w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/09/zoning_map_main.0.0.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a><figcaption id="caption-attachment-769" class="wp-caption-text">New York</figcaption></figure></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote>
<p style="text-align: left">Birbirinin ikizi haline gelen, insanların doğayı yok ederek doğadan kendini kopardığı bu felaket mekanlarının kanser hücreleri gibi yayılmasını nasıl durduracağız?</p>
<p style="text-align: right"><strong> Volkan BARTIK       </strong></p>
</blockquote>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/cografya-yasalarinin-isiginda-mekani-anlamak.html">Coğrafya Yasalarının Işığında Mekanı Anlamak</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://utopikdunya.com/cografya-yasalarinin-isiginda-mekani-anlamak.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Renksiz Yeşil Fikirler Kızgın Bir Şekilde Uyurlar !</title>
		<link>https://utopikdunya.com/renksiz-yesil-fikirler-kizgin-bir-sekilde-uyurlar.html</link>
					<comments>https://utopikdunya.com/renksiz-yesil-fikirler-kizgin-bir-sekilde-uyurlar.html?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Volkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Aug 2018 17:13:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bağlam]]></category>
		<category><![CDATA[Context]]></category>
		<category><![CDATA[cui bono]]></category>
		<category><![CDATA[cui plagalis]]></category>
		<category><![CDATA[Naom Chomsky]]></category>
		<category><![CDATA[Semantik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://utopikdunya.com/?p=719</guid>

					<description><![CDATA[<p>Naom Chomsky tarafından 1957 yılında dile getirilmiş bir cümle üzerinden &#8221;Bağlam&#8221; niçin önemlidir sorusuna nasıl bir cevap verirdik ? &#8221;Colorless green ideas sleep foriously.&#8221; Chomsky&#8217;nin dile getirdiği bu cümleyi &#8221;Renksiz yeşil fikirler kızgın bir şekilde uyurlar&#8221; olarak çevirebiliriz. Merak etmeyin bu cümle çevirdiğimiz için anlam kaybına uğramadı. En başta zaten gramatik olarak doğru olsa da...</p>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/renksiz-yesil-fikirler-kizgin-bir-sekilde-uyurlar.html">Renksiz Yeşil Fikirler Kızgın Bir Şekilde Uyurlar !</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Naom Chomsky tarafından 1957 yılında dile getirilmiş bir cümle üzerinden &#8221;Bağlam&#8221; niçin önemlidir sorusuna nasıl bir cevap verirdik ?</em></p>
<p><em><strong>&#8221;Colorless green ideas sleep foriously.</strong></em>&#8221; Chomsky&#8217;nin dile getirdiği bu cümleyi <em><strong>&#8221;Renksiz yeşil fikirler kızgın bir şekilde uyurlar&#8221;</strong></em> olarak çevirebiliriz. Merak etmeyin bu cümle çevirdiğimiz için anlam kaybına uğramadı. En başta zaten gramatik olarak doğru olsa da bu cümle ana dilinde de hiçbir anlam ifade etmiyordu.</p>
<p><figure id="attachment_721" aria-describedby="caption-attachment-721" style="width: 340px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/Colorlessgreenideassleepfuriously.jpg"><img decoding="async" class=" wp-image-721" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/Colorlessgreenideassleepfuriously-300x225.jpg" alt="" width="340" height="255" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/Colorlessgreenideassleepfuriously-300x225.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/Colorlessgreenideassleepfuriously-768x576.jpg 768w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/Colorlessgreenideassleepfuriously-400x300.jpg 400w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/Colorlessgreenideassleepfuriously.jpg 960w" sizes="(max-width: 340px) 100vw, 340px" /></a><figcaption id="caption-attachment-721" class="wp-caption-text">&#8211; Noam Chomsky.</figcaption></figure></p>
<p>Chomsky bu cümleyi 1957 yılında dile getirdiğinde bir cümlenin gramer olarak doğru olmasının o cümleyi anlamlı bir söz dizimi haline getirmediğini savunmak istiyordu. Ona göre kelimelerin anlam kazanabilmesi için semantik bir bağlam içinde kullanılması gerekiyordu. Yani ağzımızdan çıkan seslere anlam verebilmemizi sağlayacak şey en temelde bağlama uygunluktur. Bu sebeple bir meseleyi kavrayıp anlayabilmek için olgunun bir bağlama sahip olması gerekmektedir. Bizim anlama eylemini gerçekleştirebilmemiz içinde olgunun bağlam içerisindeki yerini kavrayabilmemiz önemlidir. Salt bilgi aktarımı yahut gramere uygun söz dizimleri anlamak eylemi için yeterli değildir.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: left">&#8221;<em><strong>BAĞLAM (CONTEXT)</strong></em>: 1-Olaylar ve durumlar arasındaki bağlantı, ilişkiler ve şartlar örgüsü</p>
<p style="text-align: left">                                                  2-Genellikle cümle içinde bir kelimenin önünde veya arkasında bulunan ve onun anlamını daha belirli duruma getiren öğe ve öğeler bütünü, siyak ve sibak, kontekst &#8221;</p>
</blockquote>
<p>Chomsky’nin bu bakış açısından yola çıkarak bizim için bilimsel, dini, sosyolojik, psikolojik yahut felsefe ve coğrafyaya ilişkin herhangi bir metni anlayabilmemiz için o metni bağlam içerisinde kavramamız gerekmektedir. Bu sebeple herhangi bir olgunun öncesi ve sonrasına dikkat etmeli metinden kopardığımız tek cümleleri anlamsız diye yargılamamalıyız. Aksini uyguladığımız tavır bizi düşünür kimliğinden uzaklaştıracaktır.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<blockquote>
<p style="text-align: center"><em><strong>Metinleri incelerken bağlama dikkat ederek anlam aramalıyız!</strong></em></p>
</blockquote>
<p>Cui bono (kimin yararina) cui plagalis (kimin zararına) gibi sorgulama düsturu ile olgulara yaklaşırsak düşünceye dair doğru adımlar atmış oluruz.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Yani, Chomsky’nin bu semantik meselesininin üzerine bir dili kavrayabilmek için gramer olarak birebir çevirmenin yeterli olmayacağını başka bir dile çevirirken o dilin sahip olduğu kültürle üretilen cümlelerde eş değerinin bulunmasına dikkat etmeliyiz. Sanırım aşağıdaki deyimlerin gramatik ve semantik çevirilerinin karşılaştırmalarıyla olguyu daha iyi anlayabiliriz:</p>
<blockquote><p><strong><i>Cut my leg off and call me shorty: &#8221;Bacaklarımı kes ve bana kısa de&#8221; gramer olarak düzgün bir şekilde Türkçe&#8217;ye çevirisini yapsam da bağlama dikkat etmediğimde hiçbir anlam ifade etmiyor. Ancak bu cümle Teksas civarında yaşayan halkın kullandığı bir şaşırma ifadesi. Bu bağlama dikkat ederek çeviriyi yeniden yaptığımda Türkçe&#8217;de &#8221;Küçük dilini yutmak&#8221; deyimini kullanırsam uygun anlamı yakalamış olurum.</i></strong></p>
<p><em><strong>Like a cat on a hot tin roof: &#8221;Sıcak bir teneke çatının üzerindeki bir kedi gibi&#8221; gramer olarak yine düzgün olan bir çeviri yapsak da gerçekte ne anlam ifade ettiğini kavrayamıyoruz. Bu cümle  esasında ingilizcede; çok gergin olan birinin durumunu ifade etmek için kullanılır.</strong></em></p>
<p><strong><i>Nothing venture, nothing have: &#8221;Risk yok, sahip olmak yok&#8221; diye sentaks olarak çevirmek yerine bağlama dikkat edersek eğer dilimizde bu anlatıya en uygun düşen cümle aslında şu olur: Korkak bezirgan ne kar eder ne ziyan.</i></strong></p></blockquote>
<p>Bu gibi örneklerinde ışığında dilde bağlamın önemi ortaya çıkarken, bir olguya veya bir fikre dair anlayış geliştirebilmek için bağlamın ne kadar önemli olduğunu artık varın siz düşünün!</p>
<p style="text-align: right"><strong>Volkan  BARTIK</strong></p>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/renksiz-yesil-fikirler-kizgin-bir-sekilde-uyurlar.html">Renksiz Yeşil Fikirler Kızgın Bir Şekilde Uyurlar !</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://utopikdunya.com/renksiz-yesil-fikirler-kizgin-bir-sekilde-uyurlar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazgı filminin baş kahramanı Musa&#8217;ya dair bir analiz</title>
		<link>https://utopikdunya.com/yazgi-filminin-bas-kahramani-musaya-dair-bir-analiz.html</link>
					<comments>https://utopikdunya.com/yazgi-filminin-bas-kahramani-musaya-dair-bir-analiz.html?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Volkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Aug 2018 17:53:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[arthouse analysis]]></category>
		<category><![CDATA[Ötekileşme]]></category>
		<category><![CDATA[othering]]></category>
		<category><![CDATA[Yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazgı]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Demirkubuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://utopikdunya.com/?p=592</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu noktada nihilist bir farkındalığın yanı sıra bizi derinden rahatsız eden şey aslında Musa&#8217;nın Tanrı&#8217;dan bu denli rahat vazgeçmesi. İnsan, insan olma merhalesine yaklaştığı oranda daha fazla yalnızlık hisseder.Ali Şeraiti&#8217;nin bu cümlesinin ışığında Yazgı filminin baş karakteri Musa&#8217;yı anlamaya çalışmak niyetindeyim. Zira bu cümle toplumdan kopmak zorunda bırakılmış her bireyin yaşadığı durumun en açık tespiti....</p>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/yazgi-filminin-bas-kahramani-musaya-dair-bir-analiz.html">Yazgı filminin baş kahramanı Musa&#8217;ya dair bir analiz</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<h3 class="wp-block-heading">Bu noktada nihilist bir farkındalığın yanı sıra bizi derinden rahatsız eden şey aslında Musa&#8217;nın Tanrı&#8217;dan bu denli rahat vazgeçmesi.</h3>
</blockquote>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><a href="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/zeki-demirkubuz.jpg"><img decoding="async" width="300" height="200" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/zeki-demirkubuz-300x200.jpg" alt="" class="wp-image-606" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/zeki-demirkubuz-300x200.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/zeki-demirkubuz-768x512.jpg 768w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/zeki-demirkubuz-1024x683.jpg 1024w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/zeki-demirkubuz-400x267.jpg 400w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/zeki-demirkubuz.jpg 1600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></figure></div>


<p>İnsan, insan olma merhalesine yaklaştığı oranda daha fazla yalnızlık hisseder.Ali Şeraiti&#8217;nin bu cümlesinin ışığında Yazgı filminin baş karakteri Musa&#8217;yı anlamaya çalışmak niyetindeyim. Zira bu cümle toplumdan kopmak zorunda bırakılmış her bireyin yaşadığı durumun en açık tespiti. Sanırım bu cümleler bile toplumda Musa gibi yalnızlaşmış insanların anlayabileceği cinsten olacak.</p>



<p><br> Öncelikle Demirkubuz&#8217;un yazgı filmi üzerine yazılmış eleştirileri incelediğimde doğal olarak herkes Camus ve Sartre gibi varoluşçu feylosoflardan dem vurarak aslında meseleyi bir nihilizm boyutunda anlamaya çaba göstermiş. Zaten sayın yönetmen de film içerisinde Musa karakterini tanımlarken savcının ağzıyla; üniversitede okuduğum bir roman karakterine çok benziyorsunuz, nitelemesini yaparak Camus&#8217;un yabancısını işaret etmektedir. Bununla birlikte saygıdeğer yönetmenin filmi Fransız varoluşsal düşünür krizlerinin çok ötesinde düşünsel krizleri de işaret ediyor.<br> Filmin örgüsünü kısaca açıklayarak işe koyulursak:<br> Annesiyle yaşayan Musa karakteri hukuk fakültesi son sınıfı sıkıldığı için terk etmiş ve bir gümrük yazıhanesinde rutin bir hayat sürmektedir. Bir sabah annesinin öldüğünü fark etmiş olsa da ilk başta kendisine itiraf edemediği için rutin işine devam etmiş ve kendi isteğiyle mesaiye kalmıştır. Gün içinde iş arkadaşlarına annesinin sabah kalkmadığını söylemiş ve işe devam etmiştir. Eve döndüğünde annesinin öldüğünü fark etse de hiçbir şey olmamış gibi sütlü kahvesini içip televizyon izlemeye devam etmiştir. Ertesi sabah işe gidip annesinin öldüğünü çok sakince bir şekilde patronuna söyledikten sonra benim hiç bir kabahatim yok uyarısını ekler. Ancak suratında hüzüne dair bir belirti olmasa da suçluluk ona bu uyarıyı yaptırmıştır. Bir süre sonra hayat tekrar rutine döner.<br> Film devam ederken Musa; patronu,patronunun eşi ve patronunun metresi arasında çapraşık bir ilişki içerisine düşüverir. Bu gizli ilişki, film ilerlerken ihanetin çok ötesinde aşağılamanın söz konusu olduğu bir katliama sebep olur. Patron kendi elleriyle evlendirdiği Musa ve Sinem&#8217;in yatağında Sinem ile birlikte olurken her şeyden haberdar olan patronun karısı, bu aşağılanmayı kabul edemeyip evi terk etmek için hazırlanır. Patron bunu engellemek için karısını kazayla öldürdükten sonra görgü tanığı olan kendi çocuklarını da öldürür. Musa bu olaydan sonra adalet sistemi tarafından baş şüpheli olarak göz altına alınır ve hiçbir suçlamaya itiraz etmez.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/yazgc4b11.jpg"><img decoding="async" width="300" height="158" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/yazgc4b11-300x158.jpg" alt="" class="wp-image-603" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/yazgc4b11-300x158.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/yazgc4b11-400x211.jpg 400w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/yazgc4b11.jpg 492w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></figure></div>


<p>Patronda günah keçisi olarak Musa&#8217;yı suçlayarak mağdur rolü oynarken Musa ise ağır ceza reisi tarafından idam cezasına çarptırılır. Yıllar geçtikten sonra Patron yaptıklarının altında ezilir ve suçunu itiraf ettiği mektubu geride bırakarak intihar eder. Aklanan Musa film biterken savcıyla varoluş ve adalet üzerine bir diyaloğa girdikten sonra evine karısı Sinem&#8217;in yanına geri döner. Evde az kalsın ölümüne sebep olacak eşi Sinem ve karısının patronundan olan çocuğu ile hiç bir şey olmamış gibi sütlü kahvesini içer.Filmin sonunda bu sefer sabaha kadar karısı ile Musa sevişir ve film bir karanlıkla sona erer.</p>



<p>Bu örgüyü okurken yaşayacağınız sıkıntı filmi izlerken yaşayacağınız sıkıntının kısa bir özetidir aslında. Filmin içine daldığımızı varsayıp Musa&#8217;nın başına gelenler bizim başımıza geldiğinde nasıl tepki verebileceğimizi bir düşünelim. Muhtemelen bu olaylar silsilesi karşısında akıl sağlığımızı kaybedeceğimizi ve bu ihanetler karşısında herkesten ve her şeyden nefret edeceğimizi düşünürüz. Gel gelelim Musa nihilist kişiliğinin tam tersi bir biçimde sanki bir biyofilik (yaşam sevici) tipoloji gibi davranışlar sergiliyor. Ancak Musa bu tarz bir tipoloji tanımlamasıyla tanımlanamayacak denli karmaşık.</p>



<p>Annesinin ölümünü ilk başta reddeden, daha sonra ölümden sorumlu olmadığını savunan filmin ileri kısımlarında ise annesinin öldüğüne sevindiğini söyleyen bir karakter Musa. Musa&#8217;nın annesini sevmediğini yahut ondan nefret ettiğini düşünebilirsiniz. Oysa tam tersi rutininde olan her şeye çok bağlı Musa. Annesinin ölümünden çok kısa bir süre sonra iş yerinde çalışan Sinem&#8217;i annesinin yerine koymaya çalışmasını düşünün. Musa karakteri Sinem ile sevişmeye çalışarak aslında Oedipus karmaşası yaşıyor. Sinem Musa için ulaşmaya çalıştığı bir kadından öte aynı zamanda annesinin boşluğunu dolduracak bir figür. Fark etmez söylemlerinin altından rutini kaybetmekten delice korkan bir karakter Musa. Musa&#8217;nın filmin sonunda evine dönmesi ve sütlü kahve içmesi ise rutine bağlılığının bir kanıtı.</p>



<p>Film devam ederken arzularının pençesinde kaybolan patron, eşinin haberi olmasına rağmen kendi metresi Sinem&#8217;i Musa ile evlendiriyor. Hatta ihanetin boyutunu arttırarak karısına yaptığı ihanete bir yenisini ekliyor; Musa&#8217;ya olan ihaneti.<br>
Musa ise bir öğle arasında eve geldiğinde eşini çırılçıplak bir vaziyette yataklarında uzandığı sırada birisinin banyolarında duş aldığını görür. Ancak gerçeği öğrenmek istemeyen Musa kimse fark etmeden evi terk eder. Musa, ilerleyen sahnelerde kapının önündeki ayakkabıdan duş alanın patronu olduğunu anlamasına rağmen hiçbir şey değişmemiş gibi hayatına devam eder. Bu tutum karakterimizin rutini kaybetmemeye dair ikinci belirgin çabası.Musa bu umursamaz tavırları devam ederken psikolojik yıkımlar yaşama belirtileri gösteriyor. Bir pezevenk olan kapı komşusu için silah ie adam öldürmeye teşebbüs etmesi ve bilgisayarı kurmak için gittiği patronun evinde patronunun karısını ve çocuğunu öldürmek istemesi aslında eşine ve patronuna olan nefret tepkisinin bir dışavurumu.</p>



<p class="has-text-align-left">Sahneler devam ederken Musa, patronu tarafından iftiraya uğrayıp ağır ceza reisi tarafından idam ile hüküm giyerken kasıtlı olarak adalet makamının nasıl tecelli edeceğini bir deneye tabi tutuyor. Hukuk fakültesi okumuş biri olarak adalete ve Tanrı&#8217;ya bir inancı kalmamasını haklı çıkarırcasına eylemlerde bulunuyor. Sükutunu ikrar olarak algılayan toplum kendisinden nefret ediyor ve onu damgalayarak önce deliler hastahanesine sonra zindana tıkıyor. Musa&#8217;ya dair ellerinde bir kanıt olmamasına rağmen adalet makamları Musa&#8217;ya idam hükmünü veriyor. Görünenin aksine toplum ve onun adalet kurumu aslında Musa&#8217;nın Tanrı&#8217;ya olan inançsızlığı ve annesinin ölümüne sevinmiş olma itirafını hazmedemediği için Musa&#8217;nın varlığından tiksinmektedir. Ki zaten toplum mekanizması Musa&#8217;yı önce ötekileştirip varlığından nefret ederek onu yok etme çabasına girişiyor.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignright"><a href="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/napoleon___laplace_by_yathish-d6qoy6x.jpg"><img decoding="async" width="300" height="212" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/napoleon___laplace_by_yathish-d6qoy6x-300x212.jpg" alt="" class="wp-image-604" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/napoleon___laplace_by_yathish-d6qoy6x-300x212.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/napoleon___laplace_by_yathish-d6qoy6x-768x543.jpg 768w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/napoleon___laplace_by_yathish-d6qoy6x.jpg 1024w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/napoleon___laplace_by_yathish-d6qoy6x-400x283.jpg 400w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></figure></div>


<p>İşte bu noktada Musa yıllardır ötekileşmiş olmanın son yaptırımını tam çekecekken kimilerinin Tanrı&#8217;nın adaleti bazılarımızın ise vicdan diye tanımladığı olgu sayesinde aklanır. Patronunun intihar etmeden önceki mektubu hakikatleri açığa çıkarırken Musa kendini bu sefer savcının ağzından yeni bir toplum yargılamasının karşısında buluyor. Musa film boyunca ilk defa bu kadar kendini savunduğu bu sahnede toplumun kutsal diye itibar ettiği çıkarımlara karşı savaşıyor. Beni; annemin ölümüne sevindiğim ve karımın aldatmasına bir şey yapmadığım için öldürmeye çalıştınız, tespitiyle karşısındaki savcıyı çok doğru bir yerden yakalayan Musa iyi ve kötü arasındaki sınırların o kadar da keskin olmadığı teziyle Tanrı kavramını tümden reddetmektedir.</p>



<p>Musa bu çıkarımı yaptığında; &#8221;Savcı tarafından Tanrı üzerine gerçekten çok düşündünüz mü?&#8221; sorgulamasına girmeye yelteniyor.Oysa Musa Laplace&#8217;ın Napolyon karşısında verdiği tepki gibi Tanrı&#8217;yı düşünmek benim için gereksiz söylemi ile savcının&nbsp;sorgulamasını başlamadan sona erdirmiştir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><a href="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/Yazgı-Filmi.jpg"><img decoding="async" width="300" height="163" src="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/Yazgı-Filmi-300x163.jpg" alt="" class="wp-image-607" srcset="https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/Yazgı-Filmi-300x163.jpg 300w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/Yazgı-Filmi-400x217.jpg 400w, https://utopikdunya.com/wp-content/uploads/2018/08/Yazgı-Filmi.jpg 620w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></figure></div>


<p>Bu noktada nihilist bir farkındalığın yanı sıra bizi derinden rahatsız eden şey aslında Musa&#8217;nın Tanrı&#8217;dan bu denli rahat vazgeçmesi. Gerekçe bile öne sürmeden vazgeçmesini hazmedemeyişimiz aslında insanın varoluşundan beri yapmaya çalıştığı anlamlandırma çabasından öte gelmektedir. Gökteki yıldızlara kutsiyet atfeden Mayalar, ateşe kutsiyet atfeden Zerdüştler, öze anlam vermeye çalışan Siddhartha&#8217;dan tutun da İbrahimi peygamberlerin varlık nedeni olan sonsuz Tanrı tanımlamaları bize insanın nasıldan ziyade niçin sorusunun da peşinde koştuğunun kanıtı. İşte tam da bu sebepten Musa&#8217;nın niçini önemsemeyen tavırları; gerek içinde bulunduğu yakın çevre, gerek toplumu, gerekse savcı tarafından kabul edilememektedir.<br>
Musa; karmaşıklaştırmaktan zevk alıp basit olan nedenleri göremiyorsunuz çünkü kendinizi tanımıyorsunuz, mesajıyla son sahneye girerken rutinine geri dönüyor. Sütlü kahvesine ve kendisini aldatan karısının koynuna&#8230;</p>



<p>Tarkovsky, gençler yalnızlığı kötü bir şey olarak görmeyin derken tam olarak bundan bahsediyordu. Yalnızlık size düşünüp varlığı ve var oluşunuzu keşfetmeyi sağlar. Ali Şeriati&#8217;nin dediği gibi insan olmak istiyorsanız öncelikle yalnızlığı hissetmeniz gerekmektedir. Burada ben ise yoksunluk ve yalnızlık kavramlarının farkına dair bir çıkarım yaparak yazıyı sonlandırmak istiyorum. Yalın olmaktan gelen yalnızlık bir insanın ömrü boyunca kaybetmemesi gereken bir olgudur. Yalnız gelirsiniz, yalnız yaşarsınız, yalnız ölürsünüz. Bunu reddetmenin bir anlamı yoktur. Burada yoksun olmanızı gerektiren bir durumda yoktur. Sevebiliriz, sevişebiliriz. Bir eşten, anneden, babadan, kardeşlerden, çocuklardan mahrum olmak size yalnızlığı değil yoksunluğu getirir. Yoksun olan eşya ve insan ile olan temasını kaybeder. Musa yalnız olmanın uçurumunda düşüp yoksun kalmış bir karakter. Ben ise bu bağlamda Musa&#8217;nın filmin sonundaki dik başlılığını ve rutine dönüşünü yoksun olmanın cehennemini yaşayan yalnız bir insanın reaksiyonu olarak tanımlıyorum.</p>



<p>Dünyanın herhangi bir yerinde yalnızlığı yaşayanlara&#8230;</p>



<h4 class="wp-block-heading">Volkan BARTIK</h4>



<p>&nbsp;</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://utopikdunya.com/yazgi-filminin-bas-kahramani-musaya-dair-bir-analiz.html">Yazgı filminin baş kahramanı Musa&#8217;ya dair bir analiz</a> appeared first on <a href="https://utopikdunya.com">Ütopik Dünya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://utopikdunya.com/yazgi-filminin-bas-kahramani-musaya-dair-bir-analiz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>

<!--
Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: https://www.boldgrid.com/w3-total-cache/


Served from: utopikdunya.com @ 2026-04-21 20:16:28 by W3 Total Cache
-->